"Böylesiniz siz insanlar. Kaypak bir cümlenin, oyunlu bir cümlenin gölgesinde yaşamayı seviyorsunuz. Ağaç ağaçtır. Sana özel bir cümle fısıldamak derdinde değildir. Bildiği gibi yaşar, bildiği yaşama bizleri ortak eder, hepsi bu. Hangi canlıya iyilik hangisine kötülük yaptığını düşünmeden, doğanın kahramanı rolüne soyunmadan doğar, büyür, ölür. Ama siz insanlara yetmez bu, başka anlamlar ararsınız ağacın varlığında. Masallar, meseller, kutsal kitaplar... Şu garibim ağacın kudretiyle kendinizi temize çekme çabaları. Bitmek tükenmek bilmez kötülüğünüzü gizlemek için bulabildiğiniz her yalana, her benzetmeye sığınırsınız. Yorulmadınız mı kendinizi kandırmaktan yahu? Birbirinizi öldürmekten, yalan söylemekten, aldatmaktan, nefretle beslenmekten yorulmadınız mı? Bari iki yüzlülüğünüze doğayı alet etmekten yorulun, utanın, vazgeçin. Yapmayın.
kendi içlerinde ayıp olmayan duyguları kısıtlamayı amaçlamak ona sadece gereksiz bir çaba değil, aynı zamanda aklın bayağı ve hatalı görüşlere utanç verici bir biçimde köle edilmesi gibi geliyordu.