7/10
·192 syf.··
2026 13. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 18:56
Uyanan Güzel kitabını okudum bitti. Yazarın ilk tanıştığım kitabıydı. Vahide menopoz dönemlerinde olan bir kadın. Babası Azim Bey yatalak hasta ona bakıyor. Babasıyla arası çok kötü. Sevgilisi Sedat’ın siyasi olaylara karışması babasının onu ihbar etmesi,onun ölümüne neden olduğu düşüncesiyle babasından nefret ediyor. Küçüklüğünü babası tarafından hep ezilerek geçirmiş resim yapması engellenmiş. Deniz, Vahide’nin yeğeni. Sevgilisi Arda’yla ayrılmış genç bir kız. Leman Deniz’in annesi Vahide’nin kız kardeşi kötü bir şekilde bir şeylerden kaçarken ölmüş ancak nasıl öldüğü ile ilgili ayrıntılı bilgi yok. Memo Deniz’in babası hayatta değil. Vahide, sokak sanatçısı akordion çalan, Bosna savaşında bir ayağını kaybeden Adrian’a aşık oluyor. Geçmişte yaşayamadığı ertelediği şeyleri yaşıyor. Ancak Adrian memleketine dönüyor. Güzel geçirdiği günler kısa sürüyor. Kitap sonunda Vahide, kendini bulmuş gibi anlatılıyor ancak Adrian’ın gelme umuduyla hala. Kitabın adına bakıldığında güzelin uyanması için daha farklı bir son beklerdim açıkçası. Evet gençliğinde babasının istemediği resim yapma işine yeniden başladı dışarı çıkmaya başladı ama eksik bir şeyler var gibiydi. Kitap gri şehirde geçiyor. Gri şehir dediği İstanbul ancak İstanbul’un adı hiç geçmiyor. İsimler geçmiyor ama olayların Beyoğlu çevresinde geçtiği hissediliyor, ağaç kesme olayları yüzünden insanların sokağa dökülmesi gibi siyasi olaylara da yer veriyor. Bunun dışında gri şehirde yaşanan ileri derece felaketler iklim krizleri insanların bir yerlerde mahsur kalmasına neden olacak seviyeye gelmiş durumda. Şehirdeki deprem sorununa da vurgulama yapılmış. İlerideki İstanbul sorunlarını düşündürüyor. Gri şehirle ilgili anlatılanların olduğu kısımlar şiirseldi masalsı dil çok hoşuma gitti. O bölümler hiç bitmesin
Uyanan GüzelJale Sancak · Sia Kitap · 2026181 okunma
7/10
·48 syf.··
2026 18. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 15:46
Çok uzun zamandır dergi okumamıştım bu dergiyi okumak bana baya iyi geldi. İçindeki hikayeleri Çok beğendim yazım tarzları şiirseldi. Derginin içindeki çizimler de çok tatlı. Asıl anlatmak istediğim bu dergiyi alış hikayem. Ankara da sahaların olduğu bir çarşı var. Ordaki en küçük dükkana girdim ve çok tatlı bir teyzeyle tanıştım. İki gündür gelen ilk müşteri olduğumu söyledi . Biraz sohbet ettik eskiden öğretmen olduğunu falan anlattı bana. Elim boş çıkmak istemedim ama çok kitap çeşidi de yoktu. O sırada bu dergi gözüme ilişti ve hemen aldım. O tatlı teyze de bana çikolata hediye etti hatta çay ikram etmek de istedi. Küçükken MFÖ'yü çok severdim o yüzden okurken hayli keyif aldım. Bir noktadan dergi okumaya başlamak istiyorsanız kafka okur doğru dergi olabilir.
KafkaOkur - Sayı 110 (Mayıs 2026)KafkaOkur Dergisi · KafkaOkur Dergisi Yayınları · 202655 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Tarık Tufan - Şanzelize Düğün Salonu Kitap İncelemem
8/10
·276 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
Şanzelize Düğün Salonu, aşkı, tasavvufu, yalnızlığı ve modern insanın kimlik arayışını iç içe geçiren bir romandır. Roman, şeyh babasını kaybetmiş isimsiz bir anlatıcının hayatına bir gecede giren sıra dışı insanların hikâyeleri üzerinden ilerler. Kaçırılmış bir gelin, eski bir aşk, yaşlı bir adam ve dervişler gibi farklı karakterlerin yolları kesişirken ortaya hem gerçekçi hem de masalsı bir atmosfer çıkar. Romanın merkezinde Eda'ya duyulan derin ve yaralayıcı aşk bulunur. Ancak bu aşk sadece romantik bir ilişki değil, aynı zamanda insanın kendini arama sürecinin bir parçasıdır. Karakterler sevdikleri şeyleri kaybettikçe kim olduklarını sorgulamaya başlarlar. Başkahraman bir şeyh oğludur; bu nedenle geleneksel ve manevi dünyanın içinde büyümüştür. Ancak yaşadığı hayat modern dünyanın yalnızlığı ve yabancılaşmasıyla şekillenir. Roman boyunca bu iki dünya arasındaki gerilim hissedilir. Karakterlerin çoğu bir yere ait olamama hissi yaşar. Bu yüzden romanın temel sorularından biri "İnsan kendini nerede bulur?" sorusudur. Tarık Tufan'ın dili şiirseldir. Olaylardan çok duyguların ve iç dünyanın anlatımına ağırlık verir. Bu nedenle hızlı ilerleyen bir polisiye ya da klasik bir aşk romanı bekleyen okurlar için ağır gelebilir. Ancak karakterlerin ruh hâllerini yansıtmadaki başarısı romanın en güçlü yanlarından biridir. Kitabın adı ilk bakışta Paris'teki Champs-Élysées'yi çağrıştırsa da romandaki düğün salonu daha çok bir semboldür. İnsanların mutluluk hayalleriyle gerçek hayat arasındaki mesafeyi temsil eder. Romanın genelindeki ironi ve hüzün duygusuyla uyumlu bir isimdir. Şanzelize Düğün Salonu, olaylardan çok insanların ruh hâllerini anlatan, melankolik ve düşünsel bir romandır. Özellikle Oğuz Atay, Yusuf Atılgan ve modern Türk edebiyatındaki iç dünyaya odaklanan
1000Kitap
Şanzelize Düğün SalonuTarık Tufan · Doğan Kitap · 20248,7bin okunma
“Gelecekte değil anda kal.. “
Puan vermedi·176 syf.··
2026 10. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 00:06
Muhteşem Gatsby, yalnızca zenginliğin ve ihtişamın anlatıldığı bir dönem romanı değildir; aynı zamanda insanın geçmişe tutunma çabasını, sınıf ayrımını ve “Amerikan Rüyası”nın kırılganlığını anlatan derin bir eserdir. F. Scott Fitzgerald, 1920’lerin gösterişli dünyasını anlatırken aslında büyük bir yalnızlığın ve içsel boşluğun hikayesini sözcüklerle göz önüne serer . Romanın merkezinde yer alan Jay Gatsby karakterine, dışarıdan bakıldığında kusursuz bir hayatın sahibidir. Gösterişli malikâneler, ihtişamlı davetler ve çevresinde sürekli dolaşan insanlar onun hayatını parıltılı gösterir. Fakat Fitzgerald, bu görkemin altında geçmişine saplanıp kalmış kırılgan bir adam portresi sunar. Gatsby’nin Daisy’e duyduğu aşk, yalnızca bir insana duyulan sevgi değil; aynı zamanda kaybedilmiş zamana, gençliğe ve ulaşılmak istenen hayata duyulan özlemi bizlere hissettirir. Romanın en etkileyici yönlerinden biri, karakterlerin çoğunun aslında derin bir yalnızlık içinde olmasıdır. Kalabalık davetlerin arasında bile insanlar birbirlerine gerçek anlamda dokunamaz. Özellikle Daisy karakteri, güzelliğin ve cazibenin yanında kararsızlığı ve yüzeyselliği temsil ederken; Tom Buchanan gücü ve ayrıcalıklı sınıfın kibirli yüzünü simgeler. Nick Carraway ise bütün bu dünyanın içinde hem gözlemci hem de vicdanı temsil eden karakter olarak öne çıkar. Fitzgerald eserlerinde kullandığı dili oldukça zarif ve şiirseldir. Mekân tasvirleri, gece eğlenceleri ve karakterlerin ruh hâlleri adeta sinematik bir atmosfer oluşturur. Romanın en çarpıcı taraflarından biri de zenginlik eleştirisidir. Fitzgerald, para ve statünün insanı mutlu etmeye yetmediğini gösterir. Karakterlerin çoğu maddi açıdan güçlü olmasına rağmen manevi açıdan büyük bir boşluk içerisindedir. Bu nedenle eser, aradan geçen yıllara rağmen
Edebiyat
Muhteşem GatsbyF. Scott Fitzgerald · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202527bin okunma
Puan vermedi·464 syf.··
2026 12. kitabı
·
84 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 18:13
Kayıp Kelimeler Sözlüğü, yalnızca bir tarihi kurgu romanı değil; dilin, hafızanın ve görünmez bırakılan insanların hikâyesini anlatan etkileyici bir eser. Avustralyalı yazar Pip Williams, Oxford İngilizce Sözlüğü’nün hazırlanış sürecini merkeze alırken aynı zamanda kadınların, işçi sınıfının ve toplumun kenarında kalan insanların seslerini görünür kılmayı başarıyor. Romanın merkezindeki Esme karakteri, çocukluğunu sözlük hazırlayan erkeklerin arasında geçirirken zamanla bazı kelimelerin bilinçli ya da bilinçsiz şekilde dışarıda bırakıldığını fark eder. Bu fark ediş, onun kendi “kayıp kelimeler sözlüğünü” oluşturmaya başlamasına neden olur. Kitabın en güçlü yönlerinden biri, kelimelerin yalnızca iletişim araçları olmadığını; aynı zamanda güç, kimlik ve tarih taşıdığını göstermesidir. Williams, hangi kelimelerin kayda geçtiği ve hangilerinin unutulduğu sorusunu merkeze alarak dil ile toplumsal eşitsizlik arasındaki ilişkiyi sorgular. Özellikle kadınların deneyimlerini anlatan sözcüklerin sözlüklerde yer bulamaması, romanın en çarpıcı noktalarından biridir. Yazarın dili oldukça zarif ve şiirseldir. Oxford’un atmosferi, dönemin toplumsal yapısı ve kadın hakları mücadelesi başarılı bir şekilde işlenirken hikâye hiçbir zaman kuru bir tarih anlatısına dönüşmez. Esme’nin büyüme hikâyesi, kayıpları, dostlukları ve kendi sesini bulma çabası okuyucunun karakterle güçlü bir bağ kurmasını sağlar. Romanın temposu zaman zaman yavaş ilerlese de bu durum hikâyenin duygusal derinliğini artırıyor. Özellikle kitaplara, dillere ve kelimelerin geçmişine ilgi duyan okurlar için oldukça özel bir okuma deneyimi sunuyor. Kadınların tarih boyunca nasıl görmezden gelindiğini incelikli bir şekilde anlatırken aynı zamanda umut veren bir hikâye ortaya koyuyor. Sonuç olarak Kayıp Kelimeler Sözlüğü,
Kayıp Kelimeler SözlüğüPip Williams · Serenad Yayınları · 2022652 okunma
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku Kitap İncelemem
6/10
·59 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, dışarıdan bakınca bir aşk hikâyesi gibi görünür ama aslında yalnızlık, erkeklik, kaçış, tutunamama ve “anlaşılma arzusu” üzerine kurulmuş oldukça içe dönük bir romandır. İlhami Algör kitabı büyük olaylarla değil; kırık düşünceler, şehir atmosferi, anılar ve iç konuşmalarla ilerletir. Bu yüzden romanın etkisi olay örgüsünden çok hissiyatında ortaya çıkar. Romanın merkezinde Arif vardır. Arif biraz da “kaybolmuş şehir erkeği” tipidir: kararsız, melankolik, hayata tam karışamayan biri. Sürekli düşünür ama harekete geçmekte zorlanır. Müzeyyen ise kitapta tam anlamıyla çözülmez; zaten romanın gücü biraz da burada. O, Arif’in gözünden gördüğümüz bir karakterdir. Bu nedenle gerçek bir kişiden çok, arzu edilen ama ulaşılamayan bir duygu hâline dönüşür. Kitabın adı bile bunu anlatır: “Fakat Müzeyyen bu derin bir tutku.” Buradaki “fakat” kelimesi çok önemlidir. Çünkü romandaki aşk net, güvenli ve huzurlu değildir. Hep bir engel, eksiklik, mesafe vardır. Tutku derindir ama sürdürülebilir değildir. Sevgi ile yalnızlık iç içe geçmiştir. Romanın dili oldukça parçalı ve şiirseldir. Klasik giriş–gelişme–sonuç yapısından çok, zihnin akışını takip eder. Bu nedenle bazı okurlar kitabı “dağınık” bulurken bazıları çok samimi bulur. Özellikle şehir hayatındaki sıkışmışlık hissini çok iyi verir. İstanbul burada sadece bir mekân değil; karakterlerin ruh hâlidir. Kitap aynı zamanda erkek anlatıcının bakışını da sorgulatır. Arif, Müzeyyen’i gerçekten seviyor mu, yoksa kendi yalnızlığını onun üzerinden mi anlamlandırıyor? Roman bunu açık bırakır. Bu yüzden Müzeyyen biraz “gerçek kadın” olmaktan çıkıp bir simgeye dönüşür: özgürlük, kaçış, arzu ve erişilemezlik simgesi. Eserde en dikkat çekici şeylerden biri de küçük ayrıntılarla kurduğu atmosferdir. Uzun
1000Kitap
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutkuİlhami Algör · İletişim Yayıncılık · 201434,8bin okunma