Mel

Mel
@siirvari
Şiirleşelim, Şiir gibi yaşayalım
Suskunum Sana
Hangi şiire başlasam suskunum sana Dağ göğsünde bir kaya diliyle suskun Güneşte kavrulan bir kum tanesi Çatlayan dudaklarım oluyor her gece Yağmura suskun yaşamaya suskun Haykırabilsem Belki bir nehir köpürebilir sesimde Silinebilir kuraklığın bütün izleri Upuzun çöller vadileşebilir içimde Hangi güzelliği özlesem suskunum sana Yürek boşluğunda bir of kadar suskun Adnan Yücel
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bilmem Ağlasam mı?
Seyyah oldum pazar pazar dolaştım Bir tüccara satamadım ben beni Koyun oldum kuzu ile meleştim Bir sürüye katamadım ben beni Ben beni kendimi Canımı özümü dost Dostlar beni bir kazana kodular Kırk yıl yandım daha çiğdir dediler Ölçeğimi gram gram yediler Bir kantarda tartamadım ben beni Ben beni kendimi Canımı özümü dost Deli gönlüm aktı gitti dengine Çok boyandım çok çiçekler rengine Bir Mahzuni demiş oldum kendime Olmaz olsun atamadım ben beni Ben beni kendimi Canımı özümü dost Mahzuni Şerif
Çiçek Senfonisi
Çiçeklerin akşamlarını Akşamların çiçekleri Aydınlatır.. Çiçeklerin adlarını Birbirlerine benzemezlikleri Adlandırır. Biri alır bir güneşi Öbürüne yıldız sunar, Biri öbürünü yağmurlandırır. Bir başkası bir güzelliği Akıl almaz çalımıyla Karanlıklandırır. Bir düğünü aklandırır biri, Biri bir yalanı silerken Biri bir ölümü anılandırır. Biri bekler sabahları, Biri gündüz diye çıldırır Bir başkası aydınlığı akşamlandırır. Biri bağlar-bahçeler içinde nazlı, Biri kendi kendini doğurur bayırlarda, Biri kayalıkları ayaklandırır. Pencereden bakar biri, Biri el sürdürmez kimseye, Biri kendini ağaçlandırır. Tırmanır biri el ermez dikliklere. Biri yerlere yaslar yüzünü Topraklandırır. Biri ordusunu yayar birdenbire Tarlalara, öbek öbek, Kanlandırır.
Hiç Gitmediğim Bir Yerde
hiç gitmediğim bir yerde, sevinçle ötesinde her türlü yaşantının, kendi sessizliği var gözlerinin: en ince kımıltısında birşey var içime gömen beni, bir şey dokunamayacağım kadar bana yakın kolayca açar beni en ürkek bir bakışın parmaklar gibi kapamış olsam bile kendimi, sen hep yaprak yaprak açarsın beni, Baharın (dokunup ustaca, gizlice) açışı gibi ilk gününü ya da beni kapatmaksa istediğin, ben, hayatım kapanırız güzelce, birden karın her yere özenle inişini düşleyen yüreğince şu çiçeğin;duyduğumuz hiçbir şey bu ülkede erişemez gücüne sonsuz inceliğinin: renkleriyle yapısının beni bağlayan, öldüren, hiç durmadan, her nefeste(bilmiyorum nedir bu sende olan, bu kapayan ve açan; yalnız anlıyor içimde birşey gözlerinin sesini güllerden derin olan) kimsenin yok, yağmurun bile, böyle küçük elleri E. E. Cummings
Şiir
Ben de pek hoşlanmıyorum şiirden, çok daha önemli şeyler olmalı bütün bu zırıltıdan öte. Ne var ki, insan katıksız bir nefretle okuyunca şiiri, gene de gerçeğin bir yeri olduğunu görüyor onda. Kavrayabilen eller, açabilen gözler, gerekirse diken diken olabilen saçlar, öyle şatafatlı yorumlara açık oldukları için değil, yararlı oldukları için önemlidirler. Anlaşılmayacak kadar uzaklaşırlarsa asıllarından. aynı şey hepimiz için de söylenebilir, anlamadığımız şeye hayranlık duyamayız, denir: baş aşağı bir tavana tutunan ya da yiyecek arayan yarasa, ileri doğru iten filler, başıboş dolaşan bir at, bir ağacın altında yorulmadan duran kurt, sinekten huylanan bir at gibi derisi seğiren oturaklı eleştirmen, beysbol meraklısı, istatistikçi uzman - ne de onları apayrı şeyler deyip 'iş yazışmalarına ve okul kitaplarına' karşı çıkmak geçerli bir davranış olur; hepsi önemlidir bu olguların. Gene de bir ayrım yapmalı insan: sözde-şairler önem verdiler diye şiir olamaz her şey, aramızdaki şairler her türlü gözü pekliği ve saçmalığı aşıp 'hayal gücünün harf sektirmeyen titiz bekçileri olmayı üstlenerek "içlerinde gerçek kurbağalar olan düşsel bahçeleri" denetimimize sununcaya dek kavuşamayız şiire.