Mel

Mel
@siirvari
Şiirleşelim, Şiir gibi yaşayalım
Soğuk Mevsimin Başlangıcına İnanalım
ve bu benim yani bir yalnız kadın ve soğuk bir mevsimin eşiğinde belirsizliğini anlamanın başlangıcında, tüm yeryüzü varlığının yalın ve kederli umutsuzluğunu, gökyüzünün güçsüzlüğünü, bu betona kesmiş ellerin akıp gitti zaman gitti zaman ve saat tam dört kez çaldı dört kez çaldı aralık ayının yirmisi bugün ve artık mevsimlerin gizini biliyorum dakikaların söylediklerini uzanmış yatıyor mezarında kurtarıcı ve dinginliğe bir işaret gibi toprak, barındıran toprak gitti zaman ve saat tam dört kez çaldı sokakta rüzgar sokakta rüzgar ve ben çiçeklerin sevişmesini düşünüyorum ince sapları, kansız goncaları ve bu veremli, yorgun zamanı bir adam geçiyor ıslak ağaçlar altından mavi damarları boynunun kayıyor ölü yılanlar gibi iki yandan yukarılara doğru gelince tam karmakarışık şakaklarına bir kez daha fısıldıyorlar o kanlı sözcüğü
Reklam
Güzde Unutulmuş
Saat yedi buçuğuydu güzün Ve ben bekliyordum Kimi beklediğim önemli değil. Günler, saatler, dakikalar Bıktılar benle olmaktan Çekip gittiler azar azar Kaldım ortada, tek başıma Kala kala kumla kaldım Günlerin kumuyla, suyla Bir haftanın artıklarıyla kaldım Vurulmuş ve hüzünlü Ne var, dediler bana Paris'in yaprakları Kimi bekliyorsun? Kaç kez burun kıvırdılar bana Önce ışık, çekip giden Sonra kediler, köpekler, jandarmalar Kalakaldım tek başıma Yalnız bir at gibi Otların üstünde ne gece, ne gündüz Sadece kışın tuzu Öyle kimsesiz kaldım ki Öyle bomboş Yapraklar ağladılar bana Sonra, tıpkı bir gözyaşı gibi Düştüler son yapraklar Ne önceleri, ne de sonra Hiç böyle yalnız kalmamıştım Bu kadar Ve kimi beklerken olmuştu Hiç mi hiç hatırlamam.
Bu aklına gelince ve bununla birlikte geçmiş de aklına gelince ve çok süratli gelince, gözleri doldu. Çünkü bir şeyin düşünce olabilmesi için makul bir sürenin geçmesi lazım. Aniden akla geliveren ve düşünceye dönüşmek için kafi zamanı bulamayan şeyler, basınç değişikliğinin tesiriyle (bizim problemimizde basınç aniden düşüyor, sıcaklık ise sabit) ne olur, sıvı hale geçer ve gözyaşı olarak akar bunu herkes bilsin. Bu böyledir. Gözlerini sil.”
Akşamın Yarısında
herkes öteki gibi duruyor... akşam da durduğu yerde durmuyor artık; yolcu yolu kuşatıyor durmadan; kapanıyor 'Zaman' denen karanlık... hiçbir şeyde yok gibi ve her şey de var; sıkışmış birileri ara yerde; kalbim! durma yetiş eski yazlara! nedense bir durgunluk var saatlerde... her şey nasıl da bütündü bir zaman: şimdi bahçe eksik, güllerse yarım; kar yağar, hüzün bile yok... ve nerdesiniz, âh, evet nerdesiniz, yok saydıklarım? -Gülten Akın
Buralar hatıralarla doluydu. İnsan böyle şeylere nasıl dayanır? Yılların geçip gitmesine ve her şeyin belleğin bir oyunuymuş gibi bir belirsizliğin içine batmış olmasına… Bu ben miyim? Peki o ben miyim? Bütün bunları yaşayan. Hayır seyreden. Karar ver, yaşayan mı, seyreden mi? Yaşayan değilmiş gibi. Geçmişte başka biri, ama şimdi ben. Geçmiş olunca başka biri.