İşin Aslı, Judit ve Sonrası, bir aşk üçgeninin yanı sıra sınıf farklarının, yalnızlığın ve çökmekte olan bir dünyanın hikâyesi. Roman üç bölümden oluşuyor ve aynı olayları sırasıyla İlonka, Peter ve Judit'in ağzından dinliyoruz. Tamamen monologlar üzerinden ilerliyor.
İlonka'nın anlatısını çok severek okudum. Dürüsttü, ne istediğini biliyordu ve bana göre romanın en trajik karakteriydi. Peter'ın bölümünde biraz zorlanmaya başladım. Judit'in bölümünde ise açıkçası sıkıldım. Peter, eski burjuva düzeninin kurallarına sıkışmış, ne istediğini tam olarak bilmeyen ve bence hangi hayatı yaşarsa yaşasın mutlu olamayacak bir karakterdi. Judit ise öfkeli, yoksulluktan gelmiş ve sınıf atlama arzusu taşıyan bir kadın.
Bu üç karakter yaşadıklarını ve tutkularını kendi pencerelerinden anlatırken aslında herkes kendi haklılığını savunuyor. Okur olarak aynı olayın üç farklı gerçeğiyle karşılaşıyoruz. Arka planda ise İkinci Dünya Savaşı öncesi Avrupa ve bir dönemin yavaş yavaş çöküşü var.
Yorumumu bekleyen arkadaşlarım var, kimsenin okuma hevesini etkilemek istemem ama beklediğim kadar etkilenmedim. Çok bayıldığımı söyleyemeyeceğim. Buna rağmen özellikle İlonka aklımda kalacak.