hem de bir rıhtım gazinosunda, sigarasının dumanını havaya savurarak, arada bir gözlerini nehire vurmuş titrek ışıklara daldırarak, ağır ağır, o biraz pürüzlü, biraz da kısık ama kendine çok yaraşan, samimi, yapmacıksız ve adamsendeci sesiyle anlatmıştı.
Tuhaf şey, çok tuhaf...Ben bu delişmen gözleri, bu havaya kalkık çilli burnu, bu alaycı ifade ile kapanan buram buram ihtiraslı dudakları nerde görmüş olabilirim?