Yeni bir elbise giyen adam az çok benliğinin dışına çıkmışa benzer: Kendinden uzaklaşmak, ona bir değişikliğin arasından bakmak ihtiyacı yahut ''Ben artık bir başkasıyım!'' diyebilmek saadeti...
Hani Harun Reşit günlerden birinde Behlül Dânâ'yı kabristanda ölülerin kemikleriyle oynarken görmüş ya Molla Kasım. Sonra da hayretine dayanamayıp sormuş:
"Hayrola Behlül, böyle ne arıyorsun?" "Babanızın kemiklerini!" diye cevap vermiş Behlül ve ilave etmiş; "Ama hangisinin kölelerine, hangisinin babanıza ait olduklarını bir türlü anlayamıyorum." Ben de anlayamamıştım; dışlarını süsleyerek ve onları başkalarına göstererek hükmeden mülkün sultanları mı; yoksa içlerini süsleyerek ve başkalarının içini görerek hükmeden gönlün sultanları mı üstündü? Mülkün sultanına kul olanlar, sultan bir sofra kurduğu zaman nimetlerden bolca istifade ediyorlar, gönlün sultanına kul olanlar ise her dakika ve her hal üzerinde nimetle dolu sofrada gibiler.