Puan vermedi·481 syf.··
2026 17. kitabı
Serenad, Türk edebiyatının ve müziğinin çok yönlü dehası Zülfü Livaneli’nin, ebedi bir aşk hikayesini, İkinci Dünya Savaşı’nın karanlık sayfaları, Struma faciası ve Yahudi soykırımı gibi yakın tarihin en büyük insanlık trajedileriyle muazzam bir kurguyla harmanladığı sarsıcı, derinlikli ve edebi dehası çok yüksek bir başyapıttır. Eser; İstanbul Üniversitesi’nde halkla ilişkiler görevlisi olarak çalışan, hayatın sıradan koşturmacaları arasında kendi kimliğini arayan Maya Duran ile üniversitenin davetlisi olarak Türkiye'ye gelen 87 yaşındaki Alman asıllı Amerikalı profesör Maximilian Wagner’in yollarının kesişmesini merkezine alır. Livaneli; profesörün 60 yıl önce Şile açıklarında batan Struma gemisinde kaybettiği büyük aşkı Nadia’nın anısına sadık kalmak için İstanbul’a gelişini işlerken, arka planda devletlerin acımasız politikalarını, göçmenlerin yaşadığı o büyük çaresizliği ve insanlığın ortak hafızasındaki o derin yaraları dahi bir tarihçi titizliğiyle masaya yatırır. Kitap; bireysel bir aşk hikayesinin ötesine geçerek, insan ruhunun vahşet karşısındaki o asil direnişini harika bir vizyonla sunar. Yazarın o son derece akıcı, gerilimi ve melankoliyi en üst düzeyde hissettiren, insanı kalbinden yakalayan lirik ve keskin dili; okuru adalet, hafıza, kimlik ve vicdan üzerine derin bir muhasebeye davet eder.
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020163,9bin okunma
Puan vermedi·481 syf.··
2026 10. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 15:15
Türk edebiyatının en duygusal yazarlarından biri olan Zülfü Livaneli tarihin acımasızın sayfalarında başrolünde yine insan olan farklı bir aşk hikayesi ile okurlarını cezbediyor. İstanbul üniversitesinde görev yapan maya üniversiteye davet edilen misafirlere ile ilgileniyordur. Bir gün rektör maya’yı odasına çağırır ve Maximilian Wagner ismindeki Alman isimli fakat Amerikalı olan Profesör Doktor’u karşılaması ve ilgilenmesini ister bunun üzerine hava alanında karşılar profesörü ve konaklaması için 1939-42 yılları arasında İstanbul’da yaşamıştır ve o zaman da kaldığı Pera Palas Hotel’ine götürür. Profesör mayadan Türkiye’den ayrılmadan önce şileye gitmek istediğini söyler bunun üzerine sabahın erken saatlerinde üniversitenin görevlendirdiği araç ile şileye giderler profesör beni bekleyin diyip Sahile gider ve keman çalmaya başlar belli zaman sonra yanına giden maya profesörün donmak üzere olduğu anlar ve onu kurtarmak için elinden geleni yapar o sırada profesör sayıklamaya başlar sutra, sutma,struma diye maya profesör kendine geldiğinde sorar struma nedir diye Profesör ise büyük sakladığı sırrını mayaya anlatır. katolik bir aileden geldiğini fakat yahudi birine aşık olup ve onunla evlendiğini . Karısı evlendikten sonra adını değiştir ve başka bir şehirde yaşamaya başlarlar. Bu sırada Hitler yahudileri öldürmeye başlar ve bunun üzerine ikili kaçacak yer arar. Arkadaşları vasıtası ile Türkiye’nin türlü mesleklere profesör kabul ettiğini öğrenir. Yola koyulduklarında Alman polisi onları yakalar ve karısı kaçırırlar. Profesör İstanbul’a yalnız gelir ve karısını kurtarabilmek için her türlü yola başvurur. Sonunda muradına erer ve karısı Filistin’e giden bir gemiye binerek İstanbul’un yolunu tutar. Fakat gemi Şile yakınlarında durdururlur ve kimsenin gemiyi terk etmesine
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020163,9bin okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Puan vermedi·368 syf.··
2026 24. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2026 08:58
Sıcacık bir öykü 80’li yılların Türkiye’sinde Sedef ve Efser isimli iki arkadaşın dostluğu üzerinden dönemin siyasi, toplumsal,ekonomik yaşantısına ayna tutan güzel bir kitaptı. Kitabı dinlerken iki arkadaşın dostluğu yüreğime umut tohumları ekti. Farklı şehirlerde doğmuş, farklı bir sile kültüründe yetişmiş olsa da insan dostluk tüm farklılıkları görmezden gelmektir. Aşk, umut, cayan sevgisi,aile,sevgi, dostluk adına özlem duyduğumuz tüm değerleri bu kitapta bulabilirsiniz.
Kırk YamaBige Güven Kızılay · İnkılâp Kitabevi · 2025387 okunma
Serenad
Puan vermedi·481 syf.··
2026 36. kitabı
Zülfü Livaneli’nin Serenad kitabını bitirdiğimde, bir süre kitabın kapağına bakıp öylece kaldığımı hatırlıyorum. Bazı kitaplar sadece bir hikaye anlatmaz; sanki sizinle dertleşir, hatta bazen sizi hiç bilmediğiniz bir geçmişin yüküyle baş başa bırakır. Serenad tam olarak böyle bir eser. Hikaye, İstanbul Üniversitesi’nde halkla ilişkiler görevlisi olan Maya Duran’ın, Alman asıllı Profesör Maximilian Wagner’i ağırlamasıyla başlıyor. İlk başta sıradan bir karşılama gibi görünen bu olay, sayfalar ilerledikçe bizi 60 yıllık devasa bir aşkın ve tarihin tozlu, bir o kadar da acı veren sayfalarına götürüyor. Livaneli’nin kalemini seviyorum çünkü çok ağır tarihsel gerçekleri bile o kadar duru ve insancıl bir yerden anlatıyor ki, kendinizi bir anda Struma gemisinin o soğuk sularında ya da II. Dünya Savaşı'nın karanlık atmosferinde buluyorsunuz. Kitabın en çarpıcı yanı, sadece bir aşk hikayesi olmaması. Serenad, aynı zamanda kimlik, öteki olmak ve devletlerin acımasız politikaları arasında ezilen masum insanların hikayesi. Profesör Wagner’in Şile sahilinde kemanıyla çaldığı o melodi, sanki satırların arasından çıkıp odanızın içine doluyor. Maya’nın kendi aile geçmişindeki sırları keşfetme süreci ise okuyucuyu kendi köklerini sorgulamaya itiyor. "Her insan bir tarihtir," sözünün ne kadar doğru olduğunu bu kitapla bir kez daha anlıyorsunuz. Eğer hem kalbinize dokunacak hem de size yeni bir bakış açısı kazandıracak bir şeyler arıyorsanız, Serenad rafa kaldırılacak bir kitap değil, başucunda tutulacak bir yol arkadaşı. Okurken yanınıza mutlaka bir paket peçete ve belki de arka planda çalacak bir Schubert bestesi alın. Zira bu roman, bittiğinde bile zihninizde uzun süre yankılanmaya devam ediyor. Tarihin sadece rakamlardan ibaret olmadığını, her rakamın arkasında yarım kalmış bir
1000Kitap
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020163,9bin okunma
7/10
·208 syf.··
2019 40. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2019 00:00
Gerçekten Bilmeniz Gereken 50 Mimarlık Fikri, adı gerçekten bilinmesi gereken, bildikçe kültür Ve sanat bilginiz katkı yapma düşüncesi bile keyif verici iken, okumamak büyük kayıp olur, en azından sanatseverler, şehir planlamacıları ve mimarlar için. Geçmişten günümüze, mimarlık düşüncesi üzerinde etkileri, yönlendirmeleri ve somut olarak şehir yapılanmasında görünümleri örneklerle ve akımlarıyla beraber ele alıyor Philip Wilkinson. Serinin evvelde, 50 Sanat Fikri’ni de okuyup inanılmaz beğenmiş, çok şey öğrenmiştim. 1917’de Rus Devrim ile başlayan Konstrüktivizm’den Ekspreyonizme, Bauhaus’tan organik mimarlığa, Fuller’ın Jeodezik Kubbeleri’nden Bölgeciliğe ve yığınla fikir akımlarının kent planlamaları üzerindeki düşünceleri. Le Corbusier, Frank LIoyd Wright, Richard Fuller, Antoni Gaudi, Vladimir Tatlin, Andrea Palladio, Eric Mendelsohn’un eserleri, adın ı sayamadığım birçok ünlü mimarın eserlerini, düşüncelerini de sile getiriyor. Kaçırmamanız dileğiyle. Sanatla kalın!
Gerçekten Bilmeniz Gereken 50 Mimarlık FikriPhilip Wilkinson · Domingo Yayınevi · 2015172 okunma
10/10
·481 syf.·
2015 21. kitabı
Zülfü Livaneli’nin okuduğum en iyi kitabıdır. Yıllar önce okumuştum o kadar çok etkilenmiştim ki, o zaman yaşadığım yere yakın 2 saat gibi uzaklıkta olan Şile’ye gitmiştim. Sonrasında defalarca gittim ve her gittiğimde bu kitap aklıma geldi. Okuduğum en iyi 5 kitaptan biri. Hikaye, İstanbul Üniversitesi’nde çalışan Maya Duran adlı bir kadının, Amerika’dan gelen yaşlı bir profesöre (Maximilian Wagner) rehberlik yapmakla görevlendirilmesiyle başlıyor. Maya, profesörle birlikte İstanbul’da ve özellikle Şile açıklarında yapılan bir yolculuk sırasında, profesörün yıllar önce yaşadığı büyük bir aşkı ve çok acı bir tarihi olayı öğrenir. Romanın merkezinde gerçek bir olay vardır. II. Dünya Savaşı sırasında batan Struma gemisi faciası. Bu olay romandaki hikâyenin temelini oluşturuyor. Profesörün yıllar önce İstanbul’da yaşadığı büyük aşkın ve bu aşkın trajik bir gemi faciasıyla sonlanmasının hikayesi. Kesinlikle okunması gereken bir kitap. 10/10 puan.
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020163,9bin okunma