Alın yazım böyle yazar
Derde düştüm yaram sızlar
Köle oldum pazar pazar
Dermanımı bulamadım.
Düşürdüler dilden dile
Gözden yaşım sile sile
Savrulurum ilden ile
Dermanımı bulamadım.
Yaklaştım yolun sonuna
Vardım ozan divanına
Dedim düştüm dert yoluna
Dermanımı bulamadım.
Yatak hizmetini gören enli divandan kalktı,yere düşmüş olan kocaman,iri tüylü ayı postuna ayakları ilişince neden bir türlü ısınamadığının nedenini anlamıştı.
Sırtında çıplak vücudunun üzerine geçiriverdiği Şile bezinden kolsuz,göğsü açık gecelikten başka bir şey yoktu.
Yusuf yatakta gecelik istemiyordu.
" Ona kalsa beni gündüzleri bile evin içinde çıplak gezdirecek" diye şikayetten çok yarı memnunlukla söylenerek tahta koltuğa oturmuştu.
Bir pazar günü Şile'ye kaçmıştık. Kaçmak ne tuhaf kelime. Kimden kaçmıştık? Başkalarından mı, kendimizden mi, ait olduğumuz hayatın hazin rutininden mi? Kime kaçmıştık? Kendimize mi, birbirimize mi, yeni bir hayatın ılık ihtimaline mi? Kaçmıştık işte.
Talebelerin başını çektiği sol dalga nasıl ki devrime giden yolu açmak için eline kazma kürek alıp alnının terini sile sile çabalıyorsa komünizm kaygısı taşıyan milliyetçiler de örgütlenmenin ve güç olmanın yollarını arıyordu.