kêzxatun

Puan vermedi·540 syf.··
2026 12. kitabı
·
60 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 03:14
ilk bakışta paralel evrenler, gizemli tarikatlar ve açıklanması güç doğaüstü olaylarla örülü bir fantastik anlatı gibi görünür. Oysa romanın derininde çok daha sade ve çok daha insani bir soru vardır: İnsan, hayatının anlamını başka bir insanda bulabilir mi? Roman 1984 yılında başlar; ancak kısa süre içinde bunun bildiğimiz 1984 olmadığı anlaşılır. Aomame, otoyolda yaşadığı sıra dışı bir olaydan sonra dünyanın değiştiğini fark eder. Gökyüzünde iki ay vardır ve gerçeklik küçük ama önemli ayrıntılarla farklılaşmıştır. Aomame bu yeni dünyaya "1Q84" adını verir. Buradaki "Q", İngilizce "question" yani soru sözcüğünü çağrıştırır. Artık yaşadığı dünya, kesinliklerin değil soruların dünyasıdır. Aomame ve Tengo, romanın iki ana karakteridir. Çocukluklarında kısa bir anlığına kurdukları bağ, yıllar boyunca farkında olmadan hayatlarını şekillendirir. Murakami burada aşkı geleneksel anlamda işlemez. Aomame ile Tengo birbirlerini neredeyse hiç tanımamaktadır. Birlikte anıları, deneyimleri ve paylaşılan bir geçmişleri yoktur. Buna rağmen birbirlerine doğru çekilirler. Bu çekim fiziksel ya da romantik olmaktan çok metafizik bir nitelik taşır. İkisi de eksik parçalarını diğerinde bulmaktadır. Roman ilerledikçe okur kendisini giderek karmaşıklaşan bir yapının içinde bulur. "Sakigake" adlı dini yapılanma, gizemli "Little People" varlıkları ve Fuka-Eri'nin yazdığı "Hava Koza"sı adlı metin birbirine bağlanarak gerçekliğin sınırlarını bulanıklaştırır. Ancak Murakami'nin amacı hiçbir zaman bu gizemleri tamamen açıklamak değildir. Little People'ın ne olduğu, hangi kurallara göre hareket ettiği ya da iki ayın neden ortaya çıktığı tam olarak öğrenilemez. Çünkü yazar için gizem çözülmesi gereken bir bilmece değil, insanın anlam veremediği şeylerle kurduğu ilişkinin sembolüdür. Romanın ilk
1Q84 - 3. KitapHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20172,335 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Puan vermedi·112 syf.··
2025 16. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2025 20:36
Birkaç saat öncesinde okuduğum anaerkil düzeni bir ütopya şeklinde anlatan ancak kendimi bir distopyada bulduğum kitabın üzerine ilaç gibi geldi. Kitap, Mısır’da bir kadın hapishanesinde kalan Firdevs adlı bir kadının gerçek yaşam öyküsünü konu alır. Yazar Nawal El Saadawi, bir psikiyatrist ve kadın hakları savunucusu olarak hapishanedeki kadınlarla röportaj yaparken( daha sonrasında kendisi de bu hapishanede tutsak olarak kalacak ) Firdevs'le tanışır. Firdevs, ölüm cezasına çarptırılmıştır ve idamını beklemektedir. İdamına saatler kala yazarla konuşmayı, kendini anlatmayı kabul eder. Ölen Firdevs yaşamı boyunca eril düzenin kurbanı olmuştur. Düzen içindeki bu erillik yaşamın her yerine sirayet etmiştir. Cinsel istismar, cinsiyet rollerindeki eşitsizlik, dinin kadın üzerinde tahakküm aracı olarak kullanılması, paranın insana onur katması gibi çarpıklaşan bir çok konu bu kadar az sayfada bu kadar sade ve akıcı bir şekilde anlatılmış. Okuyun, okutun.
Sıfır Noktasındaki KadınNevâl El-Seddavi · Metis Yayınları · 202526,2bin okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2025 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2025 09:52
Kitap, kadınlardan oluşan izole bir toplumu keşfe çıkan üç erkek karakterin gözünden anlatılır. Maceraperest, bilim insanı ve sosyolog olan bu üç erkek (Terry, Jeff ve Van), bir efsaneye inanarak "Kadınlar Ülkesi" adlı ütopik topluluğa ulaşırlar. Bu toplumda erkek yoktur; kadınlar partenogenez (eşeysiz üreme) ile çoğalmaktadır. Kitap klasik kadın ütopistliği ile yazılmış olup bazı yerlerini okuduğumda bir ütopyadan ziyade bir distopya içinde buluyordum kendimi. Kadınların doğurganlığına çok anlam atfedilmiş ve başlarına gelen en büyük felaket doğuracakları çocuk sayısının beşten bire düşmesi olarak tanımlanmış. Yani her halükarda üremek zorunda olan bir kadın. Sanki başka bir seçim şansları yokmuş gibi. Eleştirilebilinecek diğer bir husus ise fazla mükemmeliyetçi bir toplum yapısı tasavvur edilmiş. Sadece kadın kadına olan bir toplum dahi bu kadar mükemmel olamaz. Belki oradaki mükemmelliğin temeli izole olmalarından kaynaklı olabilir yani sadece kadınların içiçe olmalarından erkeksiz bir toplum olmasından bağımsız bir konu. Kitabın dili akıcı ve sade. İnceden güzel bir mizah anlayışıda var . Ama birisi kitap önerisi isterse eğer önereceğim kitaplar arasında yer almaz.
Kadınlar ÜlkesiCharlotte Perkins Gilman · İş Bankası Kültür Yayınları · 202119,8bin okunma
Puan vermedi·508 syf.··
2025 12. kitabı
·
61 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2025 11:46
Anadolu'nun Ege kıyısında, mübadele nedeniyle Rumların boşalttığı bir adaya yeni yerleşen insanların, savaşın ve göçün travmalarını geride bırakıp yeni bir hayat kurmaya çalışmalarını anlatır. Burada asıl eleştiri mübadelenin yıkıcılığıdır. Savaşın ve mübadelenin yıkıcılığına rağmen doğayla, birbirleriyle ve hayalleriyle barışmaya çalışan bu insanlar üzerinden hem bireysel hem toplumsal dönüşümler işlenir. Yaşar Kemal yine kendine özgü şiirsel diliyle anlatır.Bol betimleme, iç monologlar ve doğa tasvirleriyle derinlik kazandırır. Mitolojik göndermeler, efsaneler, halk hikâyeleri metne folklorik bir boyut katar. Karıncanın Su İçtiği, savaş sonrası Anadolu’nun kolektif belleğini, doğayla uyumu ve insan ruhunun iyileşme çabasını anlatan çok katmanlı bir romandır. Karakterleriyle yalnızca bireysel dramları değil, aynı zamanda bir toplumun dönüşümünü anlatır. Özellikle Poyraz Musa ve Zehra gibi karakterler aracılığıyla roman, direniş ve umudun evrensel öyküsünü kurar.
Karıncanın Su İçtiğiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20235bin okunma