SE

O hem çok güzel, hem de sanırım Hayri'nin kolayca erişemeyeceği bir kadın. Hayri'nin, kendinden her bakımdan üstün böyle bir kadına hayranlık duyması doğal. Ancak Nalan'ı anlamak o kadar kolay değil. Bu kadın gerçekten de sadece aşk uğruna mı her şeyinden vazgeçmiş. İçindeki hangi güdü, hangi yara yaptırmış bu kadına bunları. Bu güç, bu cesaret, bu kararlılık kendine ciddi bir kaynak arar. O kaynak yoksa sadece insanın kendi gücü bunları yapmaya yetmez. Kırk yıllık psikiyatrist olarak, ben bile bunu anlamakta zorluk çekiyorsam, toplum ne der, ne anlar, neler bulur bu ilişkide. Üstelik bu aşk ona çok pahalıya mal olmuş. Hem de bizimki gibi bir kültürde bunları göze almak kolay işler değil. Eşini, işini, ailesini ve toplumdaki itibarını kaybetmiş. Cahil desem, cahil de değil. Bu kadın eğitimli, meslek sahibi biri. Yaşı desem ... Ergenlik çağı çoktan gerilerde kalmış. Bu, sadece aşksa , o zaman gücünü henüz benim bilmediğim bir yerlerden alıyor. Yoksa sevilmeye çok ama çok susamış da, sevgiyi bulduğu bir adam karşısına çıkıverince gözü mü kararmış.
Edebiyat
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Belki aşk değil ama ilişki çoğu zaman sınıfsaldır. Her engeli aşan, bir anda duvarları yıkan aşk, sürekli bir ilişkiye, düzenli bir beraberliğe dönüşünce bütün kültürel duvarlar, bir zamanar göze görünmeyen sınırlar olanca katılığıyla ortaya çıkıverir. Nalan'da bunların hiçbiri olmamış. Tam tersine bütün kalbi ve sadakatiyle aşkına sahip çıkmış. Aslında sandığımdan daha cesur bir kadın o. Günün birinde pek de tanımadığı bir adama karşı bir şeyler hissetmiş ve bütün hayatını bir anda değiştirebilecek kararlar almış. Üstelik bir de Rafet Koroğlu gibi zenginliğiyle ünlü bir adamın geliniyken yapmış bunları. Sevdiği adam hem evli, hem kendinden yedi yaş küçük. Kendisinden daha az eğitimli ve parasız. Bu kadın zenginlik ve lüks peşinde değil. O başka bir şey arıyor.
Edebiyat
Onu dinledikçe anlıyorum ki, kendine has kuralları var bu kadının. Eşini ne uğruna olursa olsun aldatmamış. Her şeyi göze almış ve duygularını hayata geçirmenin bedelini ödemiş. Aşıkken kalbiyle görür kadınlar. Tutku dindikten, aşk şarabı kana kana içildikten sonra sıra kendini güvence altına almaya gelir. İşte o zaman kadınların zekaları adeta zalimleşir; acımasız olurlar. Nalan bunu da yapmamış. Aşktan, sevgiden başka bir şey istememiş hayattan.
Edebiyat
"Bana her zaman çok saygılıdır. Çok duygusal, bazen öfkeli, bazen de hüzünlü bir adamdır Hayri."
Edebiyat
Bazı şeyleri kadınların hissettiği doğru ama bunlar sadece istenirse hissedilebilir. İnsanın kendine bu izni vermesi de galiba biraz cesaret gerektiriyor.
Edebiyat