"Hiçbir talebim olmadan rızamla boşandım Sedat'tan. Yani kıymetini bil dediği her şeyi ona iade ettim."
Hiç kararsızlık yaşamadınız mı?
"Hiç!"
Vay canına diyorum içimden . Çocuk ruhlu filan ama pek çok kişinin yapamayacağı kadar da mert ve dürüst davranmış.
Duyguları sürekli değişiyor. Bazen öfke, bazen keder, bazen de ümitsizlik görüyorum gözlerinde. Ama yüzüne yerleşen korku hiç bırakmıyor onu. Diğerlerini anlayabiliyorum da, bu korku neyin nesi? Hayri 'den ayrılmak onu gerçekten de bu kadar korkutuyor olabilir mi?
Yedi yıldır onun yüreğinde hiç azalmayan bir aşkı kaybetmek de kolay değil hani. Kadınlar hep aşk sonsuz olsun isterler. Oysa aşk, her zaman sonsuzluğa özense de bir fırtına gibi, bir kez durulunca bir daha kolay kolay derinleşemeyen bir tutkudur. Nalan hayatı boyunca sadece bu aşk sayesinde kendisiyle barışabiImiş, kendi gözünde önemli bir yere gelebilmiş. Şimdi sadece Hayri'yi kaybetmekten değil, kendi gözünden düşmekten de korkuyor.
Giderken size verdiği bu gücü de alıp götürmeyecek inşallah.
"Maalesef götürecek çünkü bana bu gücü sadece o verdi. O yanımda olduğu sürece beni ayakta tutan bir güçtü bu. O gidince ben yine eski Nalan olacağım."
Tıpta hastalıkları iki gruba ayırır doktorlar; akut ve kronik diye. Akut hastalıklar ani başlar ve riski yüksektir. Kronik hastalıklar yavaş başlar, sonra da uzar gider. Aşk akut bir hastalıktır. Ani başlar ve çok gürültülü seyreder. Tansiyon yükselir, kalp hızlanır, nefes alış verişler sıklaşır, yanaklar pembeleşir, vücut ısınır. Böyle akut bir duruma insanoğlu bir ömür nasıl dayansın? Böyle bir heyecan yıllar boyu sürecek olsa, kalbimiz ne çok zarar görürdü bu durumdan. İnsan, her duruma uyacak şekilde yaratılmıştır. Yani uzun lafın kısası zamanla bu duruma beden ve ruh uyum sağlar ve aşık olunan kişi karşısında duyulan eski heyecanlar yavaş yavaş kaybolur. Ve aşk kronikleşir... Kronikleşince de aşk olmaktan çıkar sevgiye, güvene, huzura ve alışkanlığa dönüşür.
Mutluluk da akut bir durumdur. Bir ömür boyu mutlu olamaz insanlar. Mutluluk bir kuştur, insanın omzuna bir konar, bir kalkar. Bazı insanlar çok sever bu kuşu ve onu sık sık davet eder omuzlarına. Bazıları ise bir konup bir kalkan bu kuşa kızar, 'Madem sürekli değilsin git; ben omzumda sürekli duran bir kuş istiyorum. Kara olsun, kuru olsun ama hiç kalkmasın benim omzumdan' derler. Onların omzuna konan kara kuru kuşlar, ölene kadar orada durur. Buraya gelenlerin çoğunun omzunda o kara kuşlar vardır.
Saf gibi görünüyor ama olmadık yerde, olmadık analizler yapıyor. Sonra da öyle bir ihtişamı bırakıp Hayri gibi birine gidiyor.
Bunlar sadece filmlerde olur sanıyordum.
Fakir delikanlıyla zengin kızın aşkı...