Direkt konuya gireceğim, beni daha önce bu kadar çok içine çeken bir kitap okumadım ben hayatımda. Aslında bu kitap hakkındaki yorumların çoğu bunun tam tersini yani kitabın en azından ilk 80 sayfasından hiçbir şey anlayamadıklarından dolayı, sıkılıp bıraktıklarını söylüyorlardı. Aslında yanlış değil gerçekten de belirli bir yere kadar ne olup bittiğini anlamıyorsunuz fakat işte tam olarak olarak da bu beni içine çekti. Sürekli bir merak duygusu oluşturdu içimde ve kitabı elimden bırakamadım. Tamı tamına bir haftada bitirmişim zaten kitabı. İçeriğine gelecek olursak açıkçası bu klon olayını ilk başta gerçekten hiç anlamamıştım. Anladıktan sonra daha da anlam kazandı tabii kitap. Herneyse şu organ bağışından bahsetmek istiyorum. Bu Hailsham denilen okulda öğrenciler ileride organ bağışçısı olmak için eğitiliyorlar, büyütülüyorlar. Özellikle sonlarına doğru Madam ve diğer adını unuttuğum kadının (sanırım Emily) Bu okulun amaçlarından bahsederlerken çok rahatsız oldum ve kötü hissettim. Orada Tommy ve Kath’in bağırıp çağırmalarını ve küfür etmelerini diledim içimden. Bu okulla alakası olmayan diğer sıradan insanların bu uygulamalardan haberi olup seslerini, kendi çıkarları için, çıkarmamaları ve hatta desteklemeleri… Aslında ne kadar bencilliklerle dolu bir dünyada yaşadığımızı göstermiş yazar. Karakterlerden bahsedecek olursam her ne kadar zaman zaman Ruth’a sinir olmuş olsam da Kathy ile olan ilişkilerine bayıldım. Ruth, Kath’e göre daha otoriter ve biraz daha ergen biri. Tabi o yaşlarda ergenlik zaten normal ama Ruth yaşları ilerlediğinde bile biraz barındırıyordu o özelliği bence. Kathy ise daha daha yumuşak ve alttan almayı iyi bilen biri. Sanırım ikisi de zıt karakterlere sahip olduklarından, bu ikilinin arkadaşlık ilişkileri bana çok gerçekçi geldi. Tommy…
“Bazen kendi kendime vakit geçirmeye o kadar dalıyorum ki, tesadüfen tanıdık birine rastlarsam küçük bir şok yaşıyorum ve uyum sağlamam biraz vakit alıyor.”