Ben öyle ahenkli kelimeler beceremiyorum Rena. “Seni seviyorum” gibi klasik bir cümle de söylemek istemem. Sadece şunu bilmeni isterim ki seni sevdiğimden beri saçlarımdaki aklarla papatya topluyor, geceleri sebepsiz yere uzun yürüyüşlere çıkıyorum. Eskiden fark etmediğim Bir kuşun telaşı, rüzgârın sesi, akşamın yavaşça kararan göğü bile şimdi senden bir haber taşıyormuş gibi geliyor. Senin adını içimden geçirdiğim günler biraz daha hafif, biraz daha yaşanılır oluyor. Belki buna aşk derler, belki başka bir şey; ama bildiğim tek şey, seni tanıdığımdan beri dünyanın aynı dünya olmadığıdır.
Alıntı
Şimdilerde birini kaybetmek için onun ölmesi gerekmiyor; bir takibi bırakmak, bir engelleme butonu ya da en acısı, yan yanayken bile araya giren o uçsuz bucaksız sessizlik yetiyor. En çok ne dokunuyor biliyor musun? Bir zamanlar hayatının her saniyesini anlattığın, beraber çocuklaştığın, geleceğe dair planlar yaptığın o insanın, şimdi bir yabancı gibi aynı şehirde nefes alması. Belki aynı caddeden geçiyorsunuz, belki aynı şarkıyı dinliyorsunuz ama artık birbirinizin hayatında bir 'hiç'siniz. Dünya o kadar hızlı dönüyor ki, senin o yıkık dökük odanda oturup geçmişi temize çekmeye çalışmanı kimse umursamıyor. Herkes 'yoluna bak' diyor. Oysa bilmiyorlar; bazı yollar yürümek için değil, sadece o yolun kenarına oturup gidenlerin arkasından bakakalmak içindir. İnsan her şeyi tamir edebilir de, o 'hak edilmemiş kırgınlığı' hiçbir güncelleme, hiçbir yeni hikaye tamir edemez."
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bugünün dünyası bizi öyle bir yere getirdi ki, artık canımız yanarken bile sessizce filtreler arkasına saklanıyoruz. Bir zamanlar uğruna dünyayı yakacağın, o 'başka bir aşk yarım kaldı' diye içine gömdün hikayenin kahramanı, şimdi bir yerlerde hiç canı yanmamış gibi hayatına devam ediyor. Sen o yarım kalmışlığın ağırlığıyla metrolarda, kalabalık caddelerde, herkesin koşturduğu o anlamsız telaşın içinde tek başına yürürken, dünya sana 'Hadi, unuttun bile, devam et' diye fısıldıyor. Oysa unutmuyorsun. Sadece alışıyorsun. Bir kafede tek başına oturup telefonuna bakarken, aslında o soğuk camda kendi kırık dökük yansımandan başka hiçbir şey görmüyorsun. En çok da ne koyuyor insana biliyor musun? Bu kadar kalabalığın, bu kadar iletişimin, bu kadar gürültünün içinde; kalbini gerçekten açabileceğin, 'Ben çok kırıldım, çok yıkık döküğüm' diyebileceğin tek bir insanın bile o mesaj kutularında olmayışı. Herkes orada ama hiç kimse yok aslında."
KISA KISA KİTABIMDAN ALINTILAR... Şimdi 70 yaşında olduğunu düşün, namazını muntazaman kılıyorsun. Zaten iş yok güç yok, koşturmaca yok. İşte şimdi, gençliğinde onca meşgale içinde namazını muntazaman kılmanın Allah katındaki değerini anlayabiliyor musun? Ya da 70 yaşında artık namazını aksatmıyorsan da gençken aksatmış olduğunu/kılmadığını hatırladığında yüreğini yakan o kızgın demiri, o korkunç pişmanlığı düşünebiliyor musun? Yine 70 yaşında olduğunu ve zinadan, içkiden uzak durduğunu düşün. Ve bunlardan şimdi uzak durmanın değerini gör onun yanında. 70’inde yapmıyor olsan da, gençliğinde yaptıysan içine düşen acıyı, bunun değersizliğini düşün. Yaşlılığını sık sık düşün (farz et ki o kadar yaşayacaksın) METİN SEVİL, Kısa Kısa - Sosyal Medya Tadında, Sayfa: 52
Eskiden içine kapanık biriydim, şimdi tamamen kapandım. Yerime a101 açıldı
"Büsbütün unuttum seni eminim, Maziye karıştı şimdi yeminim. Kalbimde senin için yok bile kinim, Bence sende şimdi herkes gibisin..."