Sosyal medyada olduğu gibi bu uygulamada da görülen, her 3 Mayıs günü kimilerince kutlanan Türkçülük günü nedir? Ne zamandır var?
1944’de Nihal Atsız, Orhun dergisinde Sabahattin Ali’yi hedef gösterir ve Sabahattin Ali’nin açtığı hakaret davasının ikinci duruşması 3 Mayıs 1944’te Ankara’da görülür. Duruşma sırasında Atsız’ı destekleyenler mahkeme çevresinde ve sonra şehirde gösteri yapar. Bu tarih Turancılığa sahip çıkışın sembolik başlangıcı haline getirilir.
Türk kültürü dünyanın birçok yerine yayılmış geniş bir kültürdür. Ama bugün 3 mayısçılara baktığınızda hiçbir kültür parçası bulamazsınız. Türk kültürünü kendi sığ ve ırkçı düşüncelerinin kurbanı ederler. Tüm dünyadan, tüm kültürlerden ve insanlardan nefret eden, herkesi düşman olarak gören hastalıklı bir haldir. Nihal Atsız’ın oğlu Yağmur’a yazdığı mektupta bunu açıkça görürsünüz. Dünyanın tüm milletlerini içerideki ve dışarıdaki düşmanlarımız diye sayar. (Oğlu da daha sonra Nazım Hikmet için şarkı besteleyecektir.) Yani sonuçta koca dünyada bir biz kalırız... Eğer bu gerçekleşmiş olsa bu sefer de kim daha Türk, kim öz Türk yarışı başlardı. Düşman yaratmadan var olamayanlar böyledir çünkü. Nefret edecekleri bir şey olmadan yaşayamazlar.
Nihal Atsız’ın sevdiğim tek yönü ırkçı olduğunu açıkça söylemesidir. En azından yumuşatılmış ifadelerin arkasına saklanmıyor şimdikiler gibi. Ve bugün Türk edebiyatımızın en önemli yazarlarından birisinin, Sabahattin Ali'nin bir mezarı bile yoksa bu hastalıklı ruhların nedeniyledir.
Benim için Türklük; Karacaoğlan’dır, Dadaloğlu’dur, mizahıyla Nasreddin Hoca’dır, Nazım Hikmet, Sabahattin Ali’dir. Telli çalgısını kutsal bilen bir Hititli gibi sazını yere koymayan Anadolu kültürüdür...