"Harika annelik mi dedin gülüm? O ben olsam bari ben olsam bariiii"
"Saklambaç oynarken tenha yerlere ve inşaatlara girmeyin uyarıları, birilerinin bizi kaçırıp kolumuzu kesip dilendirebileceğinden fazlasını ifade etmiyordu. Benim için en kötü senaryo buydu. İnsanların ne kadar korkunç olabileceğini öğrenmeden büyüyen şanslı çocuklardan biriydim."
"Eskiden çocuklar böyle değildi, şimdikiler bir garip cümlesi var. Ama kimse nedenini düşünmüyor. Önceden bir çocuğu bir yetişkin cümleleriyle yaraladığı zaman çocuk bunu sokakta arkadaşlarıyla oynarken,mahalle bakkalı ile dertleşirken ya da bağıra bağıra sokakta ağlayarak en az hasarla atlatabilirdi. Şimdi 4 duvar arasında ağlaması bile kontrol altında olan çocuklara, eskiden psikoloji mi vardı diye söylenmek haksızlık değil mi? Eskiden arkadaş terapiydi,sokaklar terapiydi,gökyüzü terapiydi. Şimdi, küçük bedenlerine hapsolmuş yetişkin ruhlu evlatlarımıza bakınca diyorum ki: Çocuk olmak bile eskidendi."
"Bizi yoran sadece eşimiz mi? Dün akşamki dizide karısını aldatan adama duyduğumuz öfkeyi kocamıza kusuyor olmayalım ya da bakıcılarla büyüyen çocukları görünce kendi çocuğumuzun bizi zorladığını düşünüyor olmayalım."
"Kimse için çok çabaya değmez derdim 20 yaşıma. Herkesi memnun edemezsin, herkes tarafından sevilmek ve herkesle iyi geçinmek zorunda değilsin. İnsanları seç, yoluna bak deyip, güler yüzünden öperdim."
" Günlük hayatta, özellikle de sosyal medyada en çok ne anlatıyoruz? Çevremize vermek istediğimiz mesaj nedir? Fotoğraflarımızın altını hangi sözcükler işgal ediyor? Mutluyum, çok seviyorum, dürüstüm, kocam bana aşık, eşim bana sâdık, çok titizim, huzurluyum sözcükleri mi? Huzurlu muyum gerçekten? Peki, öyleyse neden sürekli anlatma gereği duyuyorum? Neden herkese duyurma çabasındayım? Kime ispat etmeye