Esma

Esma
@simeranyabuyukelcisi
ben tarafım, hakikatin tarafıyım
sahabi'de rahmet sırrı
Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
mirzabeyoğlu'nun dilinin hem aksiyon hem de tasavvuf anlamında bir olması benim için onu okunaklı kılan yanlardan birisi. içerisinde kimi zaman asrı saadet zamanın bir sokakta yürür gibi hissederken kimi zaman küffar ile savaş halinde de bulabilirsiniz. benim zihnimde en çarpıcı kalan kısımlardan birisi de sahabelere dil uzatma konusunda son derece hassas olmasıydı. sıffin savaşından bahsederken kelimleri o kada incelikle seçmiş ki had ve hudud bilme konusunda örnek oluşturmuş. nitekim rasulullah'ın "ashabım gökteki yıldızlar gbidir" hadisi düşünldüğünde bu hassasiyette olmamız ve buna karşı olan herkese karşı olmak gerek.
Din
Sahâbîlerin Rolü ve MânâsıSalih Mirzabeyoğlu · İbda Yayınevi · 1984125 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
yollarımızı kesiştirene hamdolsun ibn haldun,
Puan vermedi·1128 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
hadarilik, bedevilik, umran, asabiyet ve tarih ilminin bu kadar analitik olmasını bilmeme ibn haldun'a borçluğum. kitabı okumadan evvel genel baışta devletlere olan bakışım ve endişem çok üst düzeydeydi. "ne olacak?" sorusu o kadar kafamı meşgul ederdi ki ama dünya tarihinde olayların benzerliği birbirini o kadar kovalıyor ki. devlet başkanlarının hataları, makamda bulunanların hırsları, milletlerin refahı ve darlık süreçleri dünya tarihinde olayların süreç ve sonuç açısından birbirlerini kovalaması daima aynı olmuş. kitapta yalnızca umran ilmi değil; kelam, fıkıh, hadis, şiir, iktisat, ziraat, cebir, tıp, mantık, eğitim gibi birçok alana değinmekle kalmıyor bunlar hakkında temel bilgi sahibi de ediyor sizi. özellikle iktisata dair bilgim zayıfken enflasyonun gerekliliği gibi birçok farkındalığı kazandırdı aynı zamanda her ne kadar eski zamanda da olsa ihtikar(stokçuluk) 'ın ekonomiye olan zaralarını ve toplumu nasıl etkilediğinden de bahsetmiş. keyfine değil hakiki bir istekle okunabilecek bir kitap. disiplinininiz kaybetseniz dahi motivasyonunuz bitmezse bitebilecek bir kitap :)
Edebiyat
Mukaddimeİbn-i Haldun · Ensar Neşriyat · 20221,728 okunma
heathcliff psikopatolojide okutulacak adamsın
Puan vermedi·388 syf.··
2024 21. kitabı
eski adıyla giriş yaptığımız namı diğer uğultulu tepeler, kitabı okumadan önce çevremden duyduğum kadarıyla jane eyre havasında bir kitap olduğu söylendi. dedim o zaman net severim bu kitabı. okumaya başladığım sırada öncelikli olarak karakterler epey karıştı :) kim kimdi, kim kimin nesiydi ve kim kime aşıktı... biraz daha okuyunca çok şükür taşları yerine oturttuk. gel gelim kitap içerisindeki karakterlere, benim her kitapta ana veya yan karakter fark etmeksizin favori biri olur ama bu kitapta çok şükür hepsinden illallah ettik. kitabı okurken "nasıl bu kadar kör olabilirsin?" yahut "bu kadar manyaklık da fazla" dediğim anların çetelesini tutayım dedim sonra manas'a ayıp olur diye yapmadım açıkçası. kitaptaki genel edinburgh havasını hala soluyorum, o kasvetli havaya olan sempatim zaten kitabı sürdürmemi sağladı. kitabı mutluluk ve umut edinmek için okumak istiyorsanız yanlış adreste olduğunuzu belirtmem gerek, klasik ingiliz edebiyatı, aşk için ölenler ve öldürenler...
Edebiyat
Rüzgarlı BayırEmily Brontë · Görsel Yayınları · 199257,8bin okunma
bir kavramın kıymetini olmadığı örneklere bakarak anlarız
Puan vermedi
yani kitap isminin hakkını verdi ve kendisiyle beraber beni de huzursular tayfasına ekledi. kısaca bir özet geçesek olursak; kitabımızın anlatıcısı zaten yazarımız. linn babası ve annesiyle geçirdiği anıların bir derlemesini gerçekleştirmiş, kitabın içerinde aynı zamanda babasıyla yaptığı ufak söyleşiler yer alıyor. linn'in annesiyle babası arasında 25-30 yaş arası bir fark mevcut, gayri meşru bir çocuk olması toplum içersinde annesinin çeşitli zorluklara sebep oluyor, doğum yaptığı hastanede dahi kulağına sürekli "çocuğun cehennemde yanacak" diye fısıldıyorlar. bunun üzerine annesi kızını da alıp gidiyor ve temmuz aylarında yalnızca babasıyla görüşmesine izin veriyor. annesiyle kaldığı vakitte birçok kısıtlamayla karşı karşıya geliyor, daimi olarak dadılarla büyüyor, annesini iş seyahatleri ve erkek arkadaşlarından ötürü fazlaca göremiyor. elbette vakit geçiriyorlar bir bağları var ama bu çocuk için asla yeterli gelmiyor. bu bağ eksikliği hem babası hem de annesi tarafından bir türlü karşılanamıyor. çocuk 15 ila 17 yaşları arasında sırf yetişkin ibaresi almak ve buna inanmak adına kendinden yaşça büyük insanlarla birlikte oluyor ama asla bu bağı güçlendirmeye yetmiyor ve yaşadığı bu durum annesiyle beraberken oluyor. babasıyla geçiridği vakitlerdeyse babasının sürekli çalışma odasında olması ve onunla sohbet etmek için babasının ajandasında yer alması gerekmekte. yer aldığında ise ne konuşacağını kimi zaman bilemiyor öylece kalakalıyor. güncel zamana yer verse de flashback oldukça fazla. beni en çok sarsan bir anından bahsetmek istiyorum. babasıyla yaptığı söyleşiler sırasında babası 80 yaşına merdiven dayamış vaziyette ve tekerlikli sandalye de bununla beraber bir süre söyleşiye ara veriyorlar, linn bir seyahate çıkacağını iki hafta sonra devam edeceğini söylüyor
Edebiyat
HuzursuzlarLinn Ullmann · Yapı Kredi Yayınları · 202269 okunma
Cahildim Ruth'un rengine kandım
Puan vermedi
martin...söze nereden başlasam bilemiyorum. kitabın başındaki o avare halleri neden bilmem kendimi üniversitedeki ilk yılıma götürdü... neyse içsel muhasebeye daha sonra yer vereceğim. kahramanımız martin kendince hayatını idima ettiren bir denizci, limana döndüğünde ablası ve eniştesiyle yaşıyor (laf aramızda eniştesiyle arası o kadar iyi ki abi kardeş gibiler-ironi-). sonrasında iskelede dövülen bir çocuğu adamın elinden kurtardıktan sonra dönüm noktası orada devreye giriyor. çocuk, martin'i teşekkür için evlerinde hem öğle yemeğine hem de ailesi ile tanıştırmak üzere götürüyor. martin evin salonunda beklerken yağlı boyaya yakından bakarken arkasında beliren ruth(üniversiteli bir hanımefendi, martin ilkokul mezunu) ile karşılaşıyor ve ömrünü bu kıza adamak, onunla denk olmak adına sanki yemin ediyor. tüm boş zamanlarında ruth ile vakit geçiriyor. ruth'la olmadığı vakitlerdeyse; yazıyor, okuyor ve öğrenmeye çalışıyor ama maalesef ruth hiçbir zaman martin'i yeterli görmüyor. birbirlerine sevdiklerini itiraf ettikten(ailesi buna ne kadar karşı çıksa da) sonra da ruth yazılarıyla hayatlarını sürdüremeyeceğini ve martin'e babasının yanında iş teklifi sunuyor. martin'in bir iki yazısı dışında kabul almaması ruth'ta bu durumu sürekli telkin etmeye itiyor ama martin her seferinde reddediyor. işin sonunda ise yalancı bir gazateci kahramanımızın adını kullanarak siyasi bir yafta atınca ruth martin'e "daha fazla ailesine ve arkadaşlarına onu savunmaktan yorulduğunu ve bu ilişkiye dair sözünü tutmadığına ve onun yüzünü görmek istemdiğine" dair bir mektup yazıyor. o sırada martin'in yakın bir dostu olan russ martin'e bir şiirini gösteriyor. martin şiiri beğeniyor ve russ her ne kadar istemese de martin kendisinin birkaç şiiryle arkadaşının da yazısını gönderiyor. ikisinin de
Edebiyat
Martin EdenJack London · İletişim Yayıncılık · 2017134,8bin okunma