Kek Çırpılmış Ama Yine Kömür Olmuş
4/10
·496 syf.··
2024 59. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 19 Kasım 2024 21:25
Piramit serisinin ikinci kitabıyla seri incelememe devam ediyorum. Yeniden ve yeniden incelememde SÜRPRİZ BOZAN (aka SPOILER) olacağını bildirmek istiyorum. Hep yaptığım gibi madde madde ilerleyeceğim. 1) Mitolojik Ögeler İlk defa sanırım şu sitede yaptığım incelemelerde olumlu bir madde yazmış olacağım. Yazarın seriyi yazmadan önce ve de yazarken mısır mitolojisiyle ilgili çok fazla araştırma yaptığını ve hikâyenin belli kısımlarına güzel yerleştirdiğini düşündüğüm bir kitap oldu Amenta. Diğer tüm mitolojiler gibi Mısır Mitolojisi'ne de takık birisi olarak bu detayları görmek ve ilk kitabın aksine mitlerin, olayların okuyucuya açıklanıyor olasını sevdim. Mısır denilince akla hep bilmeceler gelir çünkü Sfenksler, Thoth ve neredeyse herkes bir şeyler kazanmanız için size bilmeceler sorar. Kitaptaki bilmeceler çok iyi olmasa da kötü de değildi o yüzden sevdim sayılır. Mitolojik ögeler bu kitapta ilkinden daha fazla kendine yer bulmuştu ve bunu gördükçe "EVET, SONUNDA! FANTASTİK OKUYORUM İŞTE!" olduğum için bunu çok sevdim. (Yeteri kadar yoktu ama ilk kitaba kıyasla buna da şükür ettim.) Sadece bir iki tanrıça alıp fantastik - aşk romanı yazmak yerine diğer mitolojik ögelerin katılmasından memnunum. Özellikle Ruhlar Şehri, Çalıntı Ruhlar Hastanesi, Nigralar, Ruhsuz Kemikler gibi şeyler yerine Mısır Mitolojisi'nden gelme şeyleri okuduğum için daha çok mutluyum diyebilirim. Bu açıdan yazarı tebrik ediyorum, dersine iyi çalışmış ve okuyucuyu da birçok noktada güzel bilgilendirmiş. Tek sıkıntım keşke Osiris, Neftis, İsis ve Seth'i element bağlamında anlatmak yerine tanrı ve tanrıçaları oldukları şeyler üzerinde durmaması. Büyü tanrıçası İsis ile Osiris'in veliahtlarının Neftis'i yenecek olması daha bir manidar olurdu bana kalırsa. 2) İlişkiler Çok Zorlama İkinci kitap
AmentaGamze Çelik  · Ephesus Yayınları · 20211,230 okunma
9/10
·479 syf.··
2023 13. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2023 14:52
27 Nisan 1970’de, henüz “Tutunamayanlar”ın son düzeltileri ve yeniden daktilolanma işlemleri sürerken, günlüğüne bir sonraki romanıyla ilgili ilk düşünce tohumlarını ekmeye başlamıştır Atay: “İkinci kitabımda, herkesin saldırdığı ve saldırmakta haklı olduğu bir adamlar (…) herkesin hor gördüğü bir kadının macerasını yazacağım.” Roman bu düşüncenin izlerini taşıyan bir bölüm içeriyordur ama daha sonra “Tehlikeli Oyunlar” adını alacak olan ikinci romanın ana motifi bu olmayacaktır. “Tehlikeli Oyunlar” yazarın yaşamındaki en yalnız ve en mutsuz olduğu dönemin ürünüdür diyebiliriz. Yazmak Oğuz Atay’da tümüyle ontolojik bir işleve sahiptir; iç dünyanın soluk alıp vermeye başlaması, yaşamla buluşması anlamına gelir: yazmak yaşamak demektir. Onun metinleri, yalnız sisteme değil, kendisine de başkaldıran, aykırı, muhalif, uyumsuz insanlarla doludur. “Tutunamayanlar” da olumlu insan tiplemesi olarak biçimlendirdiğini söylediği Selim de özde bu aykırı roman kişilerinden biridir; öylesine aykırıdır ki, protesto edercesine yaşadığı burjuva toplumundan kendini öldürerek ayrılır; içinde hem melek-insanı taşır, hem de ona iç dünyasının dehlizlerinde delilik nöbetleri geçirten yadsıyıcı bir karanlık barındırır. Oğuz Atay, roman türü ortaya çıktığından bu yana, insanın kendisiyle ve dışındaki dünyayla yaşadığı kopuşu, içindeki uyumsuz bileşeni, giderek demonik karanlığı dile getiren romancılar zincirinin bir halkasıdır: bir kara anlatı yazarıdır. Oğuz Atay’ı yaşamı boyunca derinden etkileyen yazarların tümü, insanın bu “daha düşük düzeydeki” yanıyla hesaplaşma yürekliliği gösteren, onu metinlerinin odağına yerleştirenler olmuştur. Bunların başında, “İnsan ruhu şeytanın Tanrıyla çarpıştığı bir savaş alanıdır,” diyen ve tüm romanlarında bu savaşı anlatan Dostoyevski ile, “İçimizde bizden
Edebiyat
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,9bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·222 syf.··
2018 67. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 25 Eylül 2018 16:03
Hesse etkinliğinden önce Hesse’yi yakından tanımak istedim. Kitaptan öğrendiklerimi notlar alarak yazmaya çalıştım. Mış, miş’li rivayet zamanıyla kullanmak istemedim yazının okunabilirliğini daha da karmaşıklandırmamak adına. Anlayabildiğim kadarı ile özet şeklinde aktarmalı bir yazı oldu . Değinmediğim bir çok şeyle birlikte genel olarak böyle yazabildim. Hesse’yi anlatan yazar Bernhard Zeller hakkında detaylı bilgi bulamadım, kitabın girişinde de verilmemiş bilgi maalesef , direk Hesse’nin ‘’Soyu sopu çocukluğu’’ başlığı ile başlanılmış. Afa yayınları 1997 yılından okudum. Yky'nin sitesindeki biyografinin bir kısmını özetler isem; Bir rahibin oğlu olarak dünyaya gelmiş. Tübingen' deki Eberhard Karl üniversitesinde Tarih, Germanistik ve Latince öğrenimi görmüş. Bir hastanede yaptığı çalışma ile doktor ünvanını almış. 44 yaşında arşiv memuru olarak çalışmaya başlamış. Schiller Ulusal müzesini genişletip Alman Edebiyatı arşivine dönüştürmüşler Wilhelm Hoffman ile birlikte. Kafka, Zuckmayer gibi yazarların manuskrilerini (Fransızca manuscrit "elyazması" sözcüğünden alıntıdır. Fransızca sözcük Latince manuscriptussözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Latince manus "el" ve Latince scribere, script- "yazmak" sözcüklerinin bileşiğidir .) /etimolojiturkce.com/kelime/man%C3%B... arşive kazandırmış. ‘’Hermann Hesse üzerine hazırladığı resimli monografi en çok okunan kitaplar listesine girdi. Tübingen üniversitesince kendisine onursal profesörlük, üniversitenin senatosunca da onursal üyelik payesi verildi. Birinci dereceden Federal Almanya liyakat madalyasına layık görüldü. 2001’de Ludwig-Uhland ödülünü ve Marbach kentine ilişkin anı kitabıyla da Marbach kentinin Schiller ödülünü aldı. Mainz’taki Bilimler ve Edebiyat Akademisi, Münih’teki Bavyera Güzel
Hermann HesseBernhard Zeller · Yapı Kredi Yayınları · 201147 okunma