Uzun bir pazar günü daha geçip gitti, anne şimdi toprağın altında yatıyor, ben işime döneceğim, sonuç olarak değişen hiçbir şey yok, diye geçirdim içimden.
Bütün maceralar aslında bir kendini arama, bulma hikâyesi, diye geçirdi içinden. Oysa ben bu maceraya kendimi aramak veya bulmak için değil, kaybetmek için çıktım. Kendimi evimde kaybedemezdim. Çöpü saatinde dışarı koydum mu, kanepenin keskin kenarı duvarı çizer mi, buzdolabından ses gelmiyor yoksa bozuldu mu, diye endişe ederken kendimi kaybedemezdim. Küçük bir Orta Avrupa şehrinde kendimi kaybedeceğim ve başka biri olarak romanımı yazacağım.