Öldüğünde başucuna bir çam fidanı dikmiştik. Her gelişimde, ne kadar zaman geçtiğini ona bakarak anlıyorum. Sayılar benim için bir şey ifade etmiyor. Az önce olmasıyla on sene önce olması arasında bazen hiçbir fark olmuyor. Çünkü bilirsiniz, takvimlere bakarak tayin edilen zaman sadece buz gibi bir matematiktir. Oysa özlemekler sayilmaz. Özlemekler bilhassa yalnız kaldığınızda gelir suratınıza kürekle vurur.
O an, eğitimin bugünkü hali üzerine düşüncelerimi paylaşma isteği duydum: Haklarla şişirilmiş ama sorumluluktan azade bırakılmış öğrenciler, kavga eden çocuğuna neden kavga ettiğini sormak yerine öğretmeni polise şikayet eden ebeveynler.