O an, eğitimin bugünkü hali üzerine düşüncelerimi paylaşma isteği duydum: Haklarla şişirilmiş ama sorumluluktan azade bırakılmış öğrenciler, kavga eden çocuğuna neden kavga ettiğini sormak yerine öğretmeni polise şikayet eden ebeveynler.
İnsanlar ikiye ayrılır” diyordu Suna. “Görenler, görmeyenler. Ama görenler de kendi içinde ikiye ayrılır: Görüp görmezden gelenler ve gelmeyenler. Yalnız bu söylediklerimin insanın gördükleri karşısında ne yapacaklarıyla alakası yok. Yani görüp bir şey yapmayanlar da var, çünkü bu bir vicdan meselesi, yok yok aslında bir ahlak meselesi galiba.
Bizde, Dünya'da mutluluk diye, sanırım, birinin kendinden kaçabilmesine, kendini unutabilmesine deniyor. Tamlık, uyum, uzlaşı ve sevinç içinde olmaktır mutluluk, ve bu tamlığı, uyumu, uzlaşıyı ve sevinci kendisine sunacak biri uğruna yaşamaktan başka bir şey düşünmemektir.
Ay, şahane değil mi? Hava dünden daha sıcak. Neredeyse yanıyor. İnsanın içinden soyunmak geliyor. Ama böyle bir vücutla yarı çıplak oturamazsın. Yaşlanıyoruz sıkıntı burada. Gençken güzel biriysen yaşlanmak zordur. O zaman daha derine düşersin. Ama güzellik yerine karakter sahibiysen, yemek yapmayı vesaire biliyorsan durum farklıdır. Hiçbir zaman güzel olmadıysan belki ölmek bile daha kolaydır.