“Bazı yaralar görünmezdir; insan onları susarak taşır.”
Kırmızı Pelerin, masal gibi anlatılsa da kökü gerçeğe dayanan bir hikâye. Okurken insanı sarsan şey, anlatılanların yaşanmış olma ihtimali değil; aslında yaşanmış olması. Kırmızı pelerin burada bir sembol değil sadece, hayatta kalmak için kuşanılan bir zırh. Az sayfada derin bir acıyı, sessiz bir direnişi ve yüzleşmenin ağırlığını anlatan, etkisi kolay geçmeyen bir kitap.
“Çok gülme, sonra ağlarsın” derlerdi. Kuşaktan kuşağa intikal eden bir anayasa sanki. Binlerce yıldır insanlık gülmeyi, sevinmeyi bir türlü yakıştıramadı kendine.