susanlara, konuşmayanlara, içine atanlara, konuşmaya takati kalmayanlara, sadece izleyenlere kulak vermeliydi dünya. Belki de bir tek susanların içinden geçenler doğruydu.
Kısacık bir hayat verdiler bize,küçük bir zaman dilimi,bir süre oyalandık orada burada. De ki insan bir oyalanmadır dünyada. Oynadık ve bitti. Dışarıda çok kalmış bir çocuk gibi aldık hevesimizi dünyadan. Sonra hepimizi eve çağırdılar. Oyun bitti.
Sorgulamayınca ,ince eleyip sık dokumayınca, başına hafıza diye bir bela almayınca ,hiç düşünmeyip acının üzerinde çok fazla tepinmeyince , umursamayınca, hiçbir şey olmamış gibi yapınca en geçmez denilen acı bile kendiliğinden geçiyordu belki de.