Sena

Sena
Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi taşınacak suyu göster, kırılacak odunu kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin tütmesi gereken ocak nerde?
Yüksek ideallerden yoksun olan toplum zorbalıkla, kaba bir sefahetle ve ikiyüzlülükle çeşitlendirilmiş cansız, anlamsız bir yaşam sürdürmektedir.
Sayfa 6·Kitabı okudu
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Einstein'ın ya da Kuantum Mekaniği'nin, Newton'ın bulgularını tamamen çürütmediğini, dolayısıyla Newton'ın teorisinin tamamen çökmediğini hatırlayınız. Aynı durum, Darwin'in Evrim Teorisi için de geçerlidir: Evrim Kuramı muhtemelen asla tamamen çökmeyecektir, çünkü bugüne kadar elde ettiğimiz sayısız veri, canlıların değişim sürecinden geçerek günümüze geldiğini ispatlamaya yetmektedir. Evrim, daha önce de dediğimiz gibi doğanın bir gerçeğidir (elmanın yere doğru hareketi gibi). Ancak Darwin'in bu gerçeğe yönelik açıklamaları (teorisi) güncellenip geliştirilebilir ve geliştirilmiştir de... Bu güncellemeler ve geliştirmeler, bir doğa yasası olarak evrimin gerçekliğini etkileyemez.
Sayfa 42
Bilim insanları, yeni bir hipotez ya da teori ile karşılaştıklarında onu desteklemeye değil, çürütmeye, eksik taraflarını ortaya çıkarmaya çalışırlar. Zaten bilimin itici gücü de budur. Eğer ki iddia "tüm kediler beyazdır" gibi bir argümansa, sürekli olarak beyaz kediler aramak ve bulduğumuzda argümanın doğru olduğunu görmek ve kendimizi tatmin etmek bilimsel açıdan anlamsızdır. Bir tane siyah kedi bulmak, argümanı çürütmeye yetecektir. İşte bilim insanları da önlerine gelen hipotezler veya kuramlar için aynısını yaparlar. Bu argümanların açıklarını bulmaya ve yapabiliyorlarsa bunları düzeltmeye, geliştirmeye çalışırlar. Dolayısıyla bir teori, farklı bilim insanları onu çürütmediği sürece güç kazanmayı sürdürür.
Sayfa 27
İnsanın ancak kendini üstün görmeyi bir kenara bırakıp, içerisinden kademe kademe, bin bir zorluktan geçerek ve nice kayıplar vererek geldiği doğayı kucaklamayı öğrendiği zaman özgürleşeceğine ve ancak o zaman hayata daha geniş, daha kontrollü, daha ayakları yere basan bir açıyla bakacağını düşünüyorum.
Sayfa 17
Bilim inanılmaz bir hızla büyümekte, kendini geliştirmekte ve insanlığı ileriye götürmektedir; ancak insanlığın bu hıza yetişmesi zor görünmektedir, bu da kopukluğu yaratmaktadır. İşte bu kopukluk, zincirleme olarak sıkıntılar doğurmakta ve halkın bilimden uzaklaşmasına neden olmaktadır. Eskiden bilim ile halk arasında bir nebze iletişim köprüsü görebilmiş olan felsefe, günümüzde bu görevini büyük oranda yitirmiştir ve ne yazık ki yerini dolduracak bir unsur henüz bulunmamaktadır. Elbette ki felsefenin halen bilimsel kuramların düşünce hayatımıza etkisi ve hatta bilimsel araştırmalara geri bildirim vermesi açısından önemi büyüktür. Ne var ki bu durum, halkın bilimden ziyade hurafelere daha fazla önem vermesinin önüne geçememekte, bilimsiz yetişen nesiller hayal güçlerini gerçek dışı olgularla tatmin edecek şekilde hayatlarını sürdürmektedir.
Sayfa 13