En son bir tavuskuşuna armağan edilebilecek bir hazinenin sahibiyim. En çok bir tavuskuşunda acıklı duran. Oysa ben, ters yüz edilmişim. Ve benim aklıma dolmuştur, tavuskuşlarının etrafta gezdirip övündükleri. Aklım gökkuşağıdır.
Tanrı unuttu beni boyamayı. Renkli bir gösteriyle gizlemeyi unuttu pembemsi derimi. Bütün evrenin en görüneni benim şimdi. En savunmasız et, benimki. Çünkü saklandı renklerim büyük bir aydınlığın içine.
Döndürüyorum zehrimi kendime. Ölümü, kendi ellerimle veriyorum ellerime. Bir zakkumun kalışını, böyle dik duruşunu sağlayan o zehri, ancak bir zakkuma yarışacak soylu bir hareketle kurutuyorum kendi gövdemde.
Ve böyle dikenlerimiz kadar uzakken bize dünya, işte sırf bu yüzden, kimsenin kucaklaşması, daha coşkulu olamaz bizim düşümüzden. Gerçek, her zaman daha gerçek değildir düşten.