*Spoiler İçerir*
Kitaptan daha üzücü olansa böyle olayların geçmişte yaşanmış ve hâlâ günümüzde bile yaşanıyor olması.. Düşünsenize biz okurken umudumuzu yitiriyor, üzülüyoruz. Oysa bir yerlerde insanlar bunları yaşamak mecburiyetinde kalıyorlar.
Kitabın başlarında canım Joad ailesine "Durun! Hayal kurmayın nolursunuz, kırıklıkları fena olur!" diye bağırıp umutlanmalarına engel olmak istedim, ama belki de biraz umut lazımdı onlara.
Oysa ne çok istemiştim, annenin istediği gibi beyaz bir evleri olsun, Ruthie ve Wienfield okula gitsin, hatta aptal Connie bile akşamları ders çalışsın diye ne çok istemiştim..
Bir ailenin parçalanışı böyle olmamalıydı. Önce dede, sonra nene, Connie (aman çok lazımdı), Noah, Casy.. (evet o da ailedendi), Tom..
John Steinbeck! Ah be adam! Nasıl son bunlar böyle. Fareler ve İnsanlar'da da yapmıştın yapacağını. Sardalye Sokağı ve İnci var sırada. Onlarda biraz mutluluk kırıntıları istiyorum bilmiş ol..
"Eğer okuduğumuz bir kitap bizi kafamıza vurulan bir darbe gibi sarsmıyorsa, niye okumaya zahmet edelim ki?"
Franz Kafka'nın dediği gibi bu kitap beni sarstı, beni fazlasıyla rahatsız etti.
Duyguların, kelimelerle damara enjekte edildiği kitaplardan bu.
Beton yolun iki yanı, birbirine dolaşmış kuru otlardan bir şilteyle kaplı gibiydi. Her birinin uçlarında ya köpeklere takılmayı bekleyen yulaf kılçıkları, ya at toynaklarına sırnaşmaya heveslenen yüksük otları, ya da koyun yünlerinin belası pisi otları hazırdı. Uyuyan hayat, dağılmanın, yayılmanın fırsatını kolluyordu. Her tohumda dağılma yetenekleri yaratılıştan vardı. Kıvrık oklar, rüzgar için minik paraşütler, ufak mızraklar, dikenler ... hepsi de kendilerini taşıyacak bir hayvan, bir pantolon paçası, bir kadın eteği bekliyordu. Hepsi pasifti ama harekete geçecek donanımları da hazırdı. Hareketsizdiler ... ama birikmiş hareket yüklüydüler.(s. 19)
Kitabın başındaki yaşadığı yerin tasviri ve bu alıntıdaki gibi, geçişlerdeki dinlendirici küçük bölümler bana Yaşar Kemal'i hatırlattı. Aynı tarz, olayların yaşandığı dönem aynı ve çekilen zulümü de göz önüne alırsak iki eserin birbiriyle birçok bağlantısı var gibi. Aynı tarz ve yaşananların izlerini takip ederek ulaştığımız şey bize insanın ne kadar acımasız olabileceğini gösteriyor. İnsanın insana yaptığını bu dünyada başka hiçbir canlı diğerine yapmaz.
Tom Joad'ın adımlarıyla başlayan kitabımızda birçok etkileyici konudan bahsedilmiş ama asıl mesele bence aile olabilmenin zorluğu. Anne tabii ki bu zorluğun üzerinden gelebilecek en güçlü kişi. Zor zamanlarda aldığı doğru kararlar ailenin dağılmasını ve kötü duruma düşmesini engellerken, yaptığı fedakarlıklar sayesinde birbirine sımsıkı sarılan bir yumak insan görüyoruz. Dönemin şartlarının altında ezilen
Gazap ÜzümleriJohn Steinbeck · Sel Yayınları · 202045,8bin okunma