Her insanın derininde kendinden az çok gizlediği, içinde çocukluk dramının aksesuarlarının bulunduğu bir arka odası vardır. Kimseyi sokmadığı bu gizli odasına mutlaka girecek olanlar yalnızca kendi çocuklarıdır.
Aslında bir çocuğun bir duvarın önünde durur gibi kendinden çok daha güçlü iki yetişkinin karşısında durması büyük bir adaletsizliktir; çocuktan babayı anaya, anayı babaya şikayet etme hakkını esirgediğimiz zaman buna "terbiyede tutarlılık" adını vermekteyiz.
"Altı aydan itibaren düzenli olarak kendilerine kitap okunan bebekler, kitapları basit renkli nesneler olmaktan çıkartıp 'işte hikâye zamanı' sinyalini veren nesneler olarak görmeye başlayacaklardır. Bu, özellikle bebeğin eline aldığı her kitabı ebeveynlerin ya da bakıcıların okumaya başlamasıyla gerçekleşir. Bebekler belli kitaplara karşı beğeni gerçekleştirebilirler ve sık sık o kitapları okunması için seçerler ya da sevilen kitap yeniden okunduğunda heyecanlanıp hareketlenirler."