Bana göre varlığını pek hissettirmede babasını kendisini terk ettiği için affedemeyen, fakat bir türlü babasının o sımsıcak sevgisini de unutamayan bir küçük kızın 20 senedir zamanın hatıralarında sıkışıp kalmış, tertemiz, çocuksu, esir ruhu, serbest çağrışımlarla babasıyla arasındaki olayları hatırlayışı ve arayışı, dikkatimi çeken ilk ve ana konuydu.
Diğer konular; aşk, kendi hayatını kendi istediklerin doğrultusunda yaşamak, sufizm hayatı, Şems Tebrizi – Mevlana, insanın yaratanın bir parçası oluşu konuları bu konunun birer uydularıydı bana gore. Tüm bunların toplamında kendisini bulan bir küçük çocuk vardı…
Öyle değil midir zaten. En kuvvetli ve iyi anladığımız anlarımız, kendi kendimizle hesaplaşıp, adeta zamanın durduğu anlar değil midir? Tüm bu konular ile yazarın okuyucunun kalbine dokunabilmeyi amaçladığını ve bunu son bölümlerde başardığını gördüm.
ikinci sırada fark ettiğim ve romanın geneline yayılmış olan konu aşktı…
Bu romanda aşkın dengesizliğini okuduk. Aşkın kural tanımaz coşkusunda duyguyu hissetmek için gönül gözünün açık olması gerektiği ve bunun içinde dünya zevklerinden bile insanı kendi isteği ile tecrit eden gaye ve aşkı aşk yapan vuslatsız mesafe vardı.
Eee artık gerisi kitapta okumanızı şiddetle tavsiye ederim.