Bambaşka, büyülü atmosferlere davet eden hikayeler. Bazıları uzun sürüyor roman tadında. Muhakkak ki kendi dünyanızdan bi parça bişeyler katacaksınız okurken, ürperebilrisiniz, hayret edebilirisiniz. Felsefî alanda düşüneceksiniz, fantastik diyebileceğiniz hikayeler. İnsan doğasında bulunan ikililiği vurgulayan kahramanların zihninde bunu felsefik anlamda çarpıştıran yaşanmışlık, kanaatim odur ki kendi biyografisinden kurguladığı bir anı iki farklı hikayede farklı temalarda anlatmış. Bir hikayesi var ki yarım kalan, düşünmeden edemiyorsunuz acaba sonra ne oldu? Farklı olaylar cereyan oldu zihnimde fakat ne çare.
Bu yerlerde trenler doğudan batıya, batıdan doğuya gider gelir, gider gelirdi... Bu yerlerde demiryolunun her iki yanında ıssız, engin, sarı kumlu bozkırların özeği Sarı Özek uzar giderdi.
Coğrafyada uzaklıklar nasıl Greenwich meridyeninden başlıyorsa, bu yerlerde de mesafeler demiryoluna göre hesaplanırdı.
Trenler ise doğudan batıya, batıdan doğuya gider gelir, gider, gelirdi... Yürek paralayan, tüyler ürperten bir haykırış.... Geçmiş, bugün ve yarın; bilim-kurgu, gerçek ve efsane bir arada gözler önüne serilir... Derin ve temiz aşklar, efsane ve masallar, KGB'nin acımasız uygulamaları, okuru heyecandan heyecana sürükler. Birbirinden ilginç ve sürükleyici konular ustalıkla bütünleştirilerek sunulur. "Mankurt hikâyesi bu eserle kültürümüze mal edilir. Yedigey, ölen emektar arkadaşı Kazangap'ın cenazesini mezarına götürürken, kendisinin ve milletinin geçmişini, acı-tatlı, düşündürücü yanlarıyla bir bir gözlerinin önünden geçirir. O gün "asra bedel bir gün olur.
'Mecburiyet' kelimesini tamamiyle anlatan eser. İki ucu boklu değnek desek yeri var 'hikayenin' Ortadan kırmak cesaret ister, bazen de yaşamak ve farkına varmak hayatın.