Vee muhteşem bir dark romance serini bitirdik!
İnanılmaz bir yolculuktu. Aşırı doyurucu ve tatmin eden bir hikayesi vardı. Ne diyeyim, iyi ki okumuşum. Yazarın ilk okuduğum kitaplarıydı ve belli ki son da olmayacaklar. Her bir kitap muhteşem finale ve serüvene sahipti. Benim için dinamiğini hiç kaybetmedi. Her şey tam da olması gerektiği gibi yaşandı.
Okuyun, okutturun. Önerebileceğim en iyi dark romance serilerinden biri.
Burada, işin biraz da hassas ve eleştiriye açık bir kısmından bahsetmek istiyorum. Dark temalardaki, ana karakterlerin aldatması/aldatılması ya da t*cavüze uğraması gibi tetikleyici unsurları okumakta zorlanıyorum. Kendimi karakterin yerine koyduğum için travma etkisi yaratıyorlar. Biraz da kitapları zevk almak için okuduğumdan, onların başına böyle şeyler gelmeden yazılanları daha çok seviyorum. Aksi durumda fazla empatiden ciddi canım yanıyor ve iş kitap okumaktan çıkıp etkilenmeye dönüyor. Burada amacım hayatın gerçeklerini reddetmek değil tabii. Ne yazık ki bunlar gerçek, acı durumlar. Yaşayana ya da okumayı sorun etmeyene bir eleştirim yok, ben sadece kendi adıma, okuma taraftarı değilim. İşin dark kısmının kötü karakterlere yapılmasından keyif alanlardanım. Her kitapta biraz da olsa kayıp olmasına karşı değilim, hatta karakter gelişimi için gerekli de buluyorum. Ama bunun yan karakterlerin kaybı aracılığıyla yapılması daha safe geliyor. Bu düşüncemi özellikle son kitapta belirtmek istedim çünkü seri boyunca bu unsurlarla sınanmamak, rahatça okumamı sağladı. Burada güven, fedakârlık ve aile gibi konularla baş ediyoruz. Diğer serileri de bu şekildeyse bolca Rina Kent okuyacağım kesin.
Hiçbir problem yaşamadan kenarlardan dolanmak ahlaklı davranmak değil, zor durumların ortasında sapasağlam kalabilmek ahlaklı olmaktır. "Zor bir durum yaşamıştım yoksa ben de ahlaklı davranacaktım türünden sözler edemeyiz. Zaten o anda ahlaklı davranış göstermek gerekiyor. Ahlak orada kendisini gösterecek. O yüzden, sinanmamak değil sınanmayı geçmek ahlaktır.