O her şeyden evvel bir fikrin adamı olmayı biliyordu, şiiri düşüncesi uğruna
fakirleştirmekten çekinmiyordu. Ayrıca, evvelden beri mevcut olan güzel
şeylerden ziyade, yeniden taş taş kuracağı bir binanın peşinde idi.
Sonra, bu dili sadeleştirdi. Ve nihayet tecrübeyi daha ileriye götürerek aruzu Türkçeye, hattâ evde ve sokakta konuşulduğundan biraz daha saf bir Türkçeye bile tatbika çalıştı. Darb-ı meselelerle çok fazla düşüp kalkması, fikre ve vuzuha bağlılığı bunu kolaylaştırdı.