Tavsiye Kitap listesi - 1 Teoloji - Siyer - Felsefe Şinasi Gündüz / Dinler Tarihi Mevdudi / İslam'a Giriş - Dört Terim Mevdudi / Gelin Müslüman Olalım Ahmed Kalkan / Tevhid bilinciyle Canlanmak Şükrü Hüseyinoğlu /İbadet ve Bilinç Caner Taslaman / Bıg Bang ve Tanrı Caner Taslaman /Allah'ın Varlığının 12 Delili Fuad Akdemir / Dinin kaynağı Sorunu Roger Garaudy / İslam Dünyasının Yükseliş ve Çöküşleri Atasoy Müftüoğlu / Zamanın Sınavından Geçmek Atasoy Müftüoğlu /Sahte Mutlakların Hükümranlığı Bülent Şahin Erdeğer / Rivayet mi Hadis mi Sünnet mi (Yüzlerce Yıllık Kavram Kargaşası) R. W. David Beck Tanrı Var Mı? çev. Musa Yanık
İnsan… Ne meçhul ne malûm!
Bazen başkalarının bizi hiç anlamadığını düşünüp üzülüyoruz. Bundan kastımız bizi bizim içimizden geçirdiğimiz gibi anlamadıkları aslında. Bu duruma içerlerken, aslında imkânsız bir şeyi istediğimizi pek düşünemiyoruz. Herhangi bir insanın bir başka insanı, özellikle de içinden geçirdikleriyle birlikte anlaması mümkün müdür? Kalabalıkların içinde de olsa, insan içinden büyük ölçüde kendi kendine konuşan bir varlıktır. Hayatın elbette ortak noktaları ve o ortak noktalar üzerinden şekillenen bir anlamsal birleşim kümesi var. Ve fakat bu ortak anlama imkânı, özele inildikçe elden gider. Bu kaçınılmazdır; çünkü her insan hayata başkalarından farklı, kendine özgü, yani sadece kendisinin bakabileceği bir yerden bakar. Başkalarıyla beraber gördüğü şeyler vardır ama bunlar sınırlıdır. Hayatı anlarken, anlamlandırırken, ‘şey’ler hakkında düşünürken, bunu kendi dünyasının içinden, kendi zihinsel ve kalbi kabiliyetiyle, kendi biricikliğiyle yapar. Abdülhak Şinasi Hisar’ın ‘Fahim Bey ve Biz’ isimli eserinden ‘insan’ı anlamaya dair ufuk açıcı ifadeler: “Zira -her ne kadar garip olsa da- mahrum olmak muhtaç olmak değil ve mahzun olmak mesut olmamak değildir. Şüphe yok ki aydınlık veya karanlık zamanlarımız olabilir. Lakin neşemizin veya hüznümüzün mayası asıl vücudumuzun ve ruhumuzun bir usaresidir. Aynı şartlar içinde memnun veya mahzun olabiliyoruz. İnsanlar başlarına hariçten gelen felaketlerden ve saadetlerden ziyade bu halleri duyuş ve hazmediş kabiliyetleriyle, dünya ile ve kendi nefisleriyle mücadele tarzlarıyladır ki birbirlerinden ayrılırlar” Güzel bir hava bir yönüyle meteorolojik bir hadisedir. Ama güzel bir havanın edebi tasvir ve tasavvurlarını söz konusu etsek, sayısız hikâye, şiir, roman, deneme gelir hatırımıza. Sayısız derken bunu laf olsun diye
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Beğeniye değil duaya ihtiyacımız var
Primatlar sorgulamaz,tartışmaz Yalanların en kötüsü,doğruymuş gibi anlatılandır. (Hayvanlar memeliler ve memesizler diye ayrılır bazı memeliler ise sorgulamaz sürü psikolojisi vardır.Tartışma yerine şiddet göstermek primat olmanın bir özelliğidir.) William James'in Pragmatik Felsefesi Ellen Kappy Suckiel Entelektüel Tekamül Entelektüel Tekamül Mümin isek Teslimiyetimiz Allah Teala ve resullerinedir Nimeti inkar etmektir Yalan söylemek Biz Papatyaydık Amma velakin biz birer papatyaydık, üzerimize daima gül koklandı, bu da bizim en büyük çaresizliğimiz, onların da en büyük ayıbıydı. Psikoloji Yine de Sevdik Miraç Çağrı Aktaş En büyük çaresizliğimiz binlerce çiçek ekmiş olsakta halkın çölüne sulayacak insan bulamıyoruz onlarda kuruyorlar Hasan Çiçek Hasan Çiçek Karşımdasın. Elimi uzatıp dokunabiliyorum sana. Ne büyük mutluluk bu...Gördüğüm en güzel şeysin. Senden öte tanımladığım başka hiçbir şey yok... Aşk Bize Yakıştı Mehmet Coşkundeniz Atlas Aşiyan Elimi uzatıp dokunabilsem sana
1000Kitap
Hastalıktan Başhekimliğe…
Anadolu’nun İbn-i Sina’sı olarak bilinen Hacı Paşa, günün birinde sedef hastalığına yakalanır. Bu derde deva bulmak için Aydın’dan yola çıkar ,Bağdat’a kadar gitmedik yer, çalmadık kapı bırakmaz. Ama maalesef derdine çare bulamaz. En nihayetinde, 'Kendi derdime derman kendim olurum,' diyerek büyük bir şevkle tıp kitaplarını, özellikle de İbn-i Sina’nın eserlerini incelemeye başlar. Sonunda aradığı şifayı kendi çabasıyla bulur. Bunu duyan Selçuklu hükümdarı ise onu ödüllendirerek çeşitli hastanelerde başhekimlik görevine getirir…🥰
Rüyalarım
Feryat-figân tınısı çınlıyor kulaklarda, Mahşer yeri mi mübarek, insan kaynıyor kazanda! Bir gül goncası sallanıyor idam sehpasında, Çingenenin biri at biniyor uzaklarda, Nal seslerine kulaklarım aşinâ… Gökyüzünden her dem yağıyor kanlı ceketler, Ceketlerin kanı damlıyor, kızıla boyandı yerler. Gökyüzünde dolanıp duran çekirgeler, Yere indiler mi devden halliceler. Samanın sarısında bir kıvılcım, Kıvılcım kökünde güneş, Güneşin içinde bir yürek, Yüreğin peşinde bir ürkek… Artık uyanma vakti, ışıkları kapat Şinasi!
Sevinç para ile üzüntü ton ile Allah din dışı bir şeyi rahmet olarak vadetmez Allah katında ruh yüceliğinden başka büyüklük yoktur Martin lings Hz Muhammedin hayatı Peygamberimiz şu kişilere gıpta edilir diyordu Allah yolunda amel eden Allahın verdiklerini rahmet ve nimet bilen işte bu inançla hanımı ve küçük ishakın validesini toprağa verdi hanımını son kez öptü Mümtaz bey amca fakat hastane odasında ona verilen büyük bir nimet daha vardıki ak saçlı kadın ak sakallı adama bir bebek vermişti irfan koydu ismini mümtaz amca fakat kıskanç gözler onun üzerinde dolaşıyordu Nergis hanım sanki öleceğini unutmuş Mülayim efendi ha bire hanımına homini gırtlak mani mani yetiştirmenin peşindeydi fakat dibi delik testi su tutmuyor para bitiyordu İstibdat jurnal ilk haberi benden al diyen Vali şinasi Türkoğlu kaymakamlıktan terfi etmiş verdiği haberler insan bilgiyi saklarsa her saklanan boynuna tasma olur vebali vardır diyen vali beyin çok hoşuna gitmiş olacakki hatırlı gönüllü dostları sayesinde onu kayyum bir vali bey olarak atamıştı devir ye kürküm ye devriydi Ankarada dayısı olan valilikten terfi edip kayyumluğa yükseliyordu Mümtaz bey ise küçük ishaka elifba öğretti doğru ilim doğru insan demektir dedikten sonra kundaktaki irfanın bezini mis kokuyor diyip değiştirdi pazara gitti her şey ateş pahası sevinç neşe para ile keder üzüntü ton ile diyip yemek pişirdi
Din