Schrodinger'in Ergeni
Yetişkinlerin ara sıra gördükleri ilginç bir kâbus vardır. Detaylar kişiden kişiye farklılık gösterse de ana konu hep aynıdır. Rüyamızda, bir sınav notu ya da başka bir teknik karışıklık nedeniyle lisenin bir kısmını yeniden okumamız gerekir. Yoksa diplomamız iptal olacaktır. Sadece bu cümleyi duymak bile inanılmaz bir korku hissetmemize neden olur çünkü lise eğitimi adı altında öyle büyük bir işkenceye maruz kalmıştık ki dışarıdan gözükmese de hepimiz, nöronlarımızdaki yara izlerinin farkındaydık. Rüyada bile olsa asla o eziyeti bir daha yaşamak istemezdik.
Sayfa 18
Duygu ve Düşünce
Bedir savaşı, Müslümanlar için varlık-yokluk savaşı olacaktı.
Sayfa 143·Kitabı okudu
Reklam
Kendi karşılanmamış ihtiyacını ebeveyn halletmezse, aynı ihtiyaç çocuğuyla karşısına çıkıveriyordu bir kâbus gibi.
Sayfa 82·Kitabı okudu
Düşünce
Kaygı, çocukların sağlıklı uyku düzenini de bozabilir. Kaygılı çocuklar, geceleri uyuyamama ya da sürekli kabus görme gibi uyku sorunları yaşayabilir. • Yaşamın İçinden: Sınav kaygısı yaşayan bir çocuk, gece boyunca sınavla ilgili düşüncelerle boğuşabilir ve uykuya dalmakta zorlanabilir. Bu durum, ertesi gün çocuğun okula yorgun gitmesine ve konsantrasyon sorunları yaşamasına neden olur.
NOBEL YAYINEVİ·Kitabı okudu
Alıntı
Filistin
"Nereye koysak kanayan bir kelime. Kelime değil coğrafya. Coğrafya değil yara, sürekli kanayan. Yaralı bir coğrafya. Uzansak dokunacağımız kadar yakın. Ama dokunamıyoruz yıllardır. Pansuman edemiyoruz, saramıyoruz, kucaklayamıyoruz. Sadece bakıp duruyoruz, utançla. Oysa kanayan bizim yaramız Akan bizim. Kelime bizim, coğrafya bizim, tarih bizim; ağıtlar, öfkeler, mezarlar bizim. Çiçekler bizim bağ ve bahçe bizim. Yakılan ve yıkılan biz. Ne kadar masum gömdük kalbimize. Artık yerimiz kalmadı, üst üste gömüyoruz. ölülerimizi Ölüler bizim, kadınlar ve çocuklar bizim. Ellerimiz neden bu kadar bağlı. Tarihte olmadığı kadar tarih dışıyız, neden? Taş mı kesildik? Bizi çıldırtan binlerce neden, binlerce ölüm. Hiç bu kadar. Hiç bu kadar ölmemiştik. Hiç bu kadar canlı canlı gömülmemiştik. Hiç bu kadar ölüp ölüp dirilmemiştik. Hiç bu kadar kendimizden utanmamıştık. Hiç bu kadar “sınav kâğıdı”mızdan... Biz neyiz, ölü müyüz yoksa diri mi? Yoksa... Yoksa kâbus mu görüyoruz? Neden kâbustan uyanacak gücümüz yok?
Alimlerimiz, "Hz. Peygamberin (sav) yaradılışında, tabiatında bir fenalık, bir kötülük hissi ve meyli olmuş olsaydı mutlaka ortaya çıkardı. Halbuki bütün hayatını tam bir doğruluk, istikamet ve iffetle geçirmiş, düşmanları bile en küçük bir hilesine şahit olmamıştır." demişlerdir.
Sayfa 42·Kitabı okudu
Reklam
Reklam