“Eğer ölümün bir dönüşüm olduğunu kavrayabilirsen o kadar kötü bir şey olmadığını da anlarsın. Nereden biliyorsun, belki de beynimizde bilinç olarak var olan o enerji, bedenimiz öldüğünde özgürlüğüne kavuşuyordur. Belki de bedenlerimiz, özgürlüğe kavuşmadan önce bir şeyleri öğrenmek zorunda kaldığımız organik hapishanelerimizdir.”
“İnsanlık olarak sağlığımıza ne kadar dikkat edersek edelim asla kaçamayacağımız bir katil var Falin. Eninde sonunda bizi bir yerde bulup öldürecek olan o katilin adı zaman. Ne garip değil mi? Katilini tanıyorsun ama ondan kaçamıyorsun”…
“İnanç yaşama gücüdür. Eğer insan yaşıyorsa herhangi bir şeye de inanıyordur. Bir şeyler için yaşaması gerektiğine inanmasaydı yaşamazdı. Eğer sonu olan şeylerin aldatıcı olduğunu görmüyor ve anlamıyorsa sonu olan bu şeye inanır; eğer sonu olanın aldatıcı olduğunu anlıyorsa, sonsuz olana inanmak zorundadır. İnançsız yaşamak mümkün değildir.”
“İnançla bağımı kaybetmem, bizim tarzda eğitim görmüş insanlarda geçmişte ve şimdi nasıl olduysa ayne öyle oldu. Bence bu kopma çoğunlukla şöyle oluyor: İnsanlar herkesinki gibi bir yaşam sürüyor, ancak herkes
, bırakın dînî kurallarla bir ortaklığı olmayı, büyük ölçüde onlara zıt esaslara göre yaşıyor; din kuralları hayatın içine katılmıyor, başka insanlarla ilişkilerde hiçbir zaman bu kurallarla yüz yüze gelinmiyor ve kendi yaşamlarında da insanlar bunları yerine getirmiyor; bu din kuralları yaşamdan uzak, yaşamdan bağımsız bir yerlerde ilan ediliyor.”