Eleştiri "köktenci" olabilir. Ama "toptancı" olamaz. Belli bir dönemin belirli aydın kesiminin yöntem ve etkinliklerini eleştirebilirsiniz. Bir anlayışı, bir düşünme biçimini bütün dönemler için ele alıp eleştirebilirsiniz. Ama "Tanzimat'tan bu yana tüm aydınlarımız taklitçilikten başka şey yapmamışlardır" gibi toptan bir suçlamanın kanıtları sağlam olabilir mi?
Sayfa 215·Kitabı okuyor
Alıntı
"Ne makine șu insan be! İçine ekmek, şarap, balık, turp koyuyorsun; iç çekmeleri, gülüşler ve düşler çıkıyor. Imalathane! Sanırım beynimizde konuşan bir sinema var."
Sayfa 246·Kitabı okudu
Reklam
Tek tek, hepimiz, yargılanmakta olan yargıçlarız. Yanlış anlaşılmasın, hem hâkim, hem mahkûm değil, bilakis mahkûm oldukça hâkim! Ne gülüyorsun, demiş ya Horatius, anlattığım senin hikâyen!
Sayfa 26·Kitabı okuyor
Numancia’da hayatımda tanıdığım en iyi insanlardan bazılarıyla tanıştım, en başta Bay Heliodoro Carpintero ve kız kardeşleri Carmen ile Mercedes olmak üzere – gerçek anlamda okumaya başladığım ve piposunu tüttüren Bay Heliodoro'nun sevecen bakışları altında, on beş yaşımda ilk romanımı yazdığım, büyüleyici bir evde oturuyorlardı. Liso kız kardeşlerin müthiş bir pastanesi vardı, orada ağabeylerim ve ben onların o harika çöreklerinin paketlerini katlamayı öğrenmeye dalmış olarak bayağı vakit geçirmiştik. Acayip sevimli ve kaçık bir çocuk doktoru vardı, Bayan Felisa, kız kardeşi Antonita ile nöbetleşe çocukların etrafında dönüp dururlardı, onların yanındayken hiçbir ağrı önemli gelmiyordu, her şey hafifti. Pastor ailesi, Ruiz ailesi, Sáenz'ler, Paramo'lar, Bay Teógenes ve Bay Oreste - oraya artık hangi sebepten düşmüş olan ve ağabeyim Álvaro'ya ders veren İtalyan bir müzisyendi-, hepsi de ayıracak vakitleri olan ve mütevazı taşra hayatları için çok yüksek seviyede haysiyet ve terbiye sahibi insanlardı. Güleryüzlü ve asla somurtmayan, şu haşin Kastilyalı klişesinden uzak insanlardı, ciddi olmakla birlikte iyi huyluydular ve iyi bir mizah anlayışları da vardı, tıpkı Carpinteroların yanında kalan renkli gözlü ve pek çilli genç Celia veya plak satan, sabırlı Bay Vicen Vila veya beni dersten bıraktıkları bir sene bana katlanan matematik öğretmeni Bay Victorino gibi. Şehirde üç sinema vardı ve bunlardan biri arada sırada tiyatroya dönüşüyordu, bir de yaz arkadaşlarımla oynadığımı ve onlarla birçok kez dövüştüğümü hatırlıyorum: Casalduero kardeşler, Mazariego'lar, Villuenda'lar ve Ochotorena'lar. Asırlardır haber aldığım yok kendilerinden.
Haysiyet ve Terbiye
Yök'ün üniversitelere doldurduğu bu kifayetsiz muhterisler ...... Edebiyatı küçümserler, doğru dürüst kitap okumazlar, sinema için bu kadar koşturmayı gereksiz bulurlardı. Hem kendilerinin entelektüel olduklarından emindiler hem de entelektüellere ağızlarını doldura doldura entel demekten aldıkları zevk yüzlerinden okunurdu. Danışmanlık yaptıkları şirketlerde kültüre yatırım yapılmasına hiç taraftar olmamışlardı ama Yapı Kredi'nin kültür hayatında estirdiği rüzgar holdingleri hareketlendirince sanatın hamisi kesildiler.
Sayfa 240·Kitabı okuyor
Futbol o kadar çok açıdan sinemayla benzerlik taşır ki, belki de bu yüzden dünyası beyaz perdeye nadiren aktarılmıştır: Gereksiz bir tekrar olur böyle bir aktarma. Futbol, bir takım oyunu olarak, oyuncularına karşı fevkalade cömerttir, zira onların formalarına rağmen teker teker hatırlanmalarına imkân tanır, sinema oyuncularının, başrol olsun yan rol olsun, yüzleri, endamları, yürüyüşleri ve isimlerinin anımsandığı gibi, aynı netlikte. İyi bir sinemasever John Carradine'ı ve Dan Duryea'yı, Jack Elam'ı ve Strother Martin'i, aynı Gary Cooper ya da Henry Fonda'yı izlediği netlikte izler; iyi bir futbolsever de her ne kadar retinasında özel ayrılmış bir yerde usta işi bazı gollerle dâhilerin simalarını saklıyor olsa da, belki birkaç kere sahaya ayak bastığını görmüş olduğu, pek tanınmayan bir defans oyuncusu veya cefakâr bir orta sahanın adını duyduğu gibi anında oynadığı takımları, kariyerini ve tipini gözünde canlandırabilir. İsim, imgeyi şimşek gibi çaktırır, bazen de imge ismi - o isimlerin bazıları tesadüfen o kadar hoştur ki, herhangi bir romancı onları karakterlerine vermek için para ödeyebilirdi.
Tarz ve İsimler
Reklam
Reklam