Kitabın çevirmeninin dahi başyapıt olarak göz önünde bulundurduğu bir kitabı okumaya başladığım ilk anlarda kendimi 'biraz' sıkılmış bir şekilde bulduğumda içten içe böyle olmasına kızmalı mıyım acaba diye düşündüm.Kitabın içerisinde çok fazla karakter var,filmini izlememe rağmen konsantrasyon sıkıntım olduğu için de zorluk yaşadım okurken.
Jane Austen'ın edebi dilinin ve zihinleri tasavvur edişinin,kendisinde çok iyi bir yetenek olduğunu fark ettim ama.
Her bir karakter kendi içinde kişiliğini belli ediyor.Bennet ailesinden annenin eli bayraklı ve tabiri caizse "aşırı" duyguların ve eylemlerin duayeni olması,babanın beyefendi ve ölçülü olması,Jane'in daima iyimser olması(bana göre biraz enayilik),Mary'nin içe kapanık olması(yazar bu karakterden daha az söz etmiş),Kitty'nin kıskanç,Lydia'nın patavatsız ve Allahlık olması,en son olarak da Elizabeth'in önyargılı,net ve dürüst olması çok güzeldi.Kendi karakterimi biraz Lizzy'ninkine benzettim.Kendi hayatımda bulunan kişilerin de bu kitaptaki karakterlerden hangileriyle örtüştüğünü düşündüm.
Ayrıca Lizzy ve Mr.Bennet'ın baba-kız ilişkisi ve her olayı dalgaya alma potansiyeli bana kendi babamla olan ilişkimi hatırlattı.Hiçbir olayı sansasyona çevirmemeleri ve daima olayların mizahi yönünü bulmaları beni bu konuda kitaba daha da yakın hissettirdi.Diğer karakterler de kendi çaplarında "tip" olarak değerlendirilebilecek karakterlerden.
Sadece bu kitapta yoğunluğun bi tık daha Elizabeth ve Mr.Darcy üzerine olmasını isterdim.Yine de sınıf farklılıkları,insanların içsel düşünceleri ve bunları ifade ediş biçimleri Jane Austen'ın ne kadar yetenekli bir yazar olduğunu belli eder nitelikte.