Üzerinden iki yılın daha geçtiği şimdi, şükür ki bu yazıyı dizüstü bilgisayarımla
on parmağımı kullanarak yazıyorum. Tekrar parmaklarım ağrısa da eskisi kadar acı
çekmeyeceğim. İdmanlı olmanın, şükretmenin anlamını artık biraz anladım sanki.
Anlamsız ve moralsiz geçen bir gün, otobüs beklerken kaldırımdaki bir ağaca
istemsizce dokunmuştum. Ağacın nemli kabuğu soğuk bir ateş gibi avucumun içini yaktı. Göğsüm buz gibi, sayısız yarıklara ayrılarak parçalandı. Canlı bir şeyle canlı başka bir şeyin buluşmasını, artık elimi çekip daha fazla ilerlemem gerektiğini, hiçbir şekilde inkâr etmenin yolu yoktu.