Sinem

“Tanıdığımız her insanın bir ikizini içimizde taşırız. Ama genellikle hayal gücümüzün, hafızamızın ufkunda yer alan bu ikiz, görece dışımızda kalır; onun ne yaptığı, ne yapabileceği, tıpkı biraz uzağımıza yerleştirilmiş, sadece ağrı vermeyen görme duyularımızı harekete geçiren bir nesne gibi, bizim için bir ıstırap kaynağı değildir. Bu insanların üzüntülerini zihinsel olarak algılarız, kederlerini uygun ifadelerle paylaşabilir, iyi kalpliliğimizi sergileriz, ama o üzüntüyü hissetmeyiz.”
Sayfa 229 - Yapı Kredi Yayınları
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“Hayatta hiç nefret etmeyip hep sevebilsek, bu çok kolay olurdu. Çünkü o zaman, sırf başkalarını mutlu edebilecek, duygulandırabilecek, bizi onlara sevdirebilecek sözler söylemek, bize mutluluk verirdi”
Yapı Kredi Yayınları
“Düşüş, bir doğrunun peşine takılma ve onu bulmuş olmaktan emin olma değilse; bir dogma için duyulan tutku, bir dogmanın içine yerleşme değilse nedir?”
Metis
“ Yani ancak biz ilgilenmekten vazgeçtiğimiz zaman işin içine giren zihnin yanlış değerlendirmesi sonucu, sabit genç kız kişilikleri çıkacaktır ortaya; bu da bize beklentimizin baş döndürücü hızında kız arkadaşlarımızın her gün, her hafta karşımıza bambaşka şekillerde çıktığı, bu aralıksız koşuda herhangi bir sınıflandırma veya derecelendirme yapmamıza imkân tanımadığı zamanlarda, her gün gördüğümüz şaşırtıcı çehrelerden daha fazla bilgi vermeyecektir.”
Sayfa 59 - Yapı kredi Yayınları
“Kıskançlık, onu çeken kişi tarafından istediği kadar ustalıkla gizlensin, çektiren onu çabucak keşfeder ve bu sefer o gösterir ustalığını. Bizi bedbaht edebilecek konularda kandırmaya çalışır ve bunu başarır da, çünkü sıradan bir cümle, hiçbir şeyden haberdar olmayan birine gizlediği yalanları ifşa etmez; onu diğer cümlelerden ayırmayız; korka korka söylenir, dikkatsizce dinlenir. Daha sonra, tek başımıza kaldığımızda, o cümleye geri döneriz; gerçeğe tamı tamına uygun değilmiş gibi gelir bize. Peki ama, cümleyi doğru hatırladığımızdan emin olabilir miyiz? Cümleye ve hatıramızın doğruluğuna ilişkin, içimizde kendiliğinden doğan şüphe, kimi sinirsel bozukluk hallerinde, sürgüyü çekip çekmediğimizi elli kere baksak da hatırlayamadığımız zaman yaşadığımız şüpheye benzer; sanki hareketi binlerce kere baştan alsak da, hiçbirinde kesin ve kurtarıcı bir anı harekete eşlik etmez. Hiç değilse kapıyı elli birinci kere kapatabiliriz. Oysa kaygılandırıcı cümle, geçmişte, tekrarlanması bizim elimizde olmayan, belirsiz bir işitme sürecinin içindedir. Bu durumda, dikkatimizi hiçbir şeyi gizlemeyen başka cümlelere yöneltiriz; tek çare, daha fazla şey öğrenme arzusu duymamak için, her şeyden habersiz olmaktır, ama onu da istemeyiz. ”
Sayfa 54 - Yapı kredi Yayınları