“Eğer dışarı çıkıp ormana gitmezseniz asla bir şey olmaz ve hayatınız da hiçbir zaman başlamaz.”
Bir şeylerin yolunda gitmediğini ya da değişen, dönüşen birtakım şeylerin varlığını hissettiğiniz anda bu kitabı okumaya başlarsanız muhtemelen kısmen de olsa sorularınıza yanıt bulacaksınız. Bu kitabı birkaç sene önce belli dönem aralıklarında yaptığım toplu alışverişlerden birinde online olarak satın almıştım. Ajandamda uzun bir liste süregeldiği için okunmayı aylarca bekliyordu kitaplığımda. Ya da okunacağı zamanı bekliyordu. Hayatımın hangi döneminde okursam okuyayım, muhtemelen yazarın emeğiyle yıllarca işlenmesinin de etkisiyle uzun soluklu bir serüven yaşatırdı bana. Ama bir şeyleri algılayabilmem bazen o kitapların okunması vakti geldiğinde daha geçerli olabilir gibi geliyor. Satın aldığım kitaplar da aynı şekilde ‘herhangi’ bir kitap olmuyor. Ruhum bir yerlerde onun okunması gerektiğini biliyor. Bazen son aldığım bir kitap ajandamdaki o listenin başına geliyor veya diğer kitapların arasına karışıyor. O yüzden zamanın büyüsüne inanıyorum. İkinci kez okunmaya değer, yalnızca bir kadının değil -aynı zamanda kendi ruhunun derinliklerini arayan erkeklerin- ama bilhassa toplum içinde silikleşen kadınların yoluna ışık olacak bir kitap. Sonuçta her şey farkındalıkla başlıyor. Bilmek, peşine düşme sürecini hızlandırıyor. Bir kez bilmeye başladın mı da asla geriye dönemiyorsun. Benim açımdan hayat şuanlık böyle seyrediyor.
Ne güzel bir temenni ki bu, incelememi okuyacak veya merakla kitabın içeriği hakkında fikir edinmek isteyerek buraya uğrayacak okurlar için ben de bir kez daha yazarla birlikte yineleyeyim:
“…Umarım siz de dışarı çıkıp başınıza öyküler, yani hayat gelmesine izin verirsiniz ve hayatınızdan -başkasının hayatından değil sizin hayatınızdan- gelen bu öyküler
…
Adların tahmin edilmesine gelince, bir kişinin adını söylemek, o adın her dile getirilişinde o kişiyle ilgili bir istekte ya da kutsamada bulunmak demektir. Kendimizdeki bu ikili mizacı ego ile tini evlendirmek için adlandırırız. Bu adlandırma ve evlendirme işine -insani sözcüklerle- kendini sevme denir. Ayrı ayrı iki kişi arasında gerçekleştiğinde ise buna, birbirini sevme adı verilir.
Guillome Apollinaire şöyle yazıyordu: “Onları kenara götürüp uçmalarını söyledik. Durup beklediler. ‘Uçun!’ dedik. Durdular. Onları kenardan ittik. Ve uçtular.”