Eskiden ama çok eskiden belki bu kadar varlıklı değildik, bugün sahip olduğumuz pek çok şeyi hayal bile edemiyorduk ama mutluyduk, şükür doluyduk. Sahip olduğumuz herşey çok değerli ve önemliydi ve o şeyler bizi mutlu etmeye yetiyordu. Şimdi herşeyimiz var ama mutluluk bizi unuttu.
Büyüdükçe anladık ki, yere kapaklanmadan, dizimizi kanatmadan da insan başka türlü düşebiliyormuş. Hayatın yolları gerçekten de dikenliymiş. O dikenler dizimizden çok yüreklerimizi yaralıyor, kanatıyormuş. Öyle derin yaralar açılıyormuş ki yüreğimizde, doktorlar en çok da o yaralara çare bulamıyor, izleri ömür boyu kalıyormuş.