"Yapabiliyorsan gel, kendini duygularına kaptır, körü körüne, düşünmeden, birincil neden aramadan, bilincini en azından bu süre boyunca kapatarak; nefret et ya da aşık ol, yeter ki boş oturma."
"Sadece huysuz da değil genel olarak herhangi bir şey olamadım: kötü ya da iyi bir insan olamadım, alçak ya da dürüst olamadım, kahraman ya da böceğin teki olamadım. Bu dünyada zeki bir insanın zaten hiçbir şey olamayacağı, yalnızca aptalların bir şey olmayı başarabildiği yönünden melun ve kısır bir düşünce ile kendimi teselli ederek köşemde ölümü bekliyorum şimdi."
Nereden başlasam, nereye varsam bilemiyorum. Hepimiz ölümlüyüz ama, biri kalkıp bana 'altı saatin kaldı' dese ben ne yapardım, bilmiyorum. Öncelikle ön sözünden çok etkilendiğimi söylemeliyim. Kitabın direkt bu şekilde sağlam bir önsöz ile başlaması beni mutlu etti. Sonrasında gelen Trajedi Hakkında Bir Komedi'yi okumak da kitabı daha iyi kavramak için çok gerekliydi bence. Çok severek okudum. Özellikle kızı Marie ile olan kısa görüşmelerindeki diyaloglarının bu kadar naif ama çok da duygusal olmasını çok sevdim.
Herkesin okumasını düşündüğüm bir kitap oldu benim için.
"Ananı öldürme, dedi. Beni dinle olur mu? Ananı öldürme Hasan. Anan gibi dünya güzeli öldürülmez zaten. Anan değil, yedi kat yabancı olsa böyle bir güzele insan kıyamaz. Allahın özenip bezenip bin yılda yaptığıdır anan gibisiler, onlar Allahın yeryüzündeki sevgilileridir."