Cemil Meriç rahmetle... 13Haziran1987 "Ben bir taşralı tecessüsüyle sürüklendiğim o gürültülü dünyadan, kitapların âsude inzivasına iltica ettim!" "Kitap bir limandı benim için. Kitaplarda yaşadım. Ve kitaptaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim. Kitap benim has bahçemdi. Hayat yolculuğumun sınır taşları kitaplardı!" Bu Ülke Cemil Meriç
Cemil Meriç
Hepten hiç olunur ama hiçten sonra hep olunmaz
Çevrede yılın ilk düğünü oldu ve ilk kezlerden birisinde evde kaldık. ((: Çoğu şeyin modası geçiyor ya da bir şekilde evrimleşiyor ama düğünler çoğunlukla hep aynı kaldı. İnsanlardaki genel bozulma, kalabalık etkinlikleri daha çekilmez ve sıkıcı hâle geliyor. Bir de mesafe girmiş artık, gitsen ne gitmesen ne? Gitmesem de güzel niyetlerde bulundum tabi ki ama bu şeyler artık bana fazlasıyla boş gelmeye başladı. Bazen empati amacıyla da düşündüm "Mutluluk hasetliğimi var yoksa, gizli sinsi bir pislik miyim ne diye bu şeyleri anlamsız ya da vakit kaybı görüyorum? Ben birini sevince ve onunla evlenmeyi düşündürürse böyle mi olacaktı?.." Benim hayallerimin en ileri versiyonu sadece sevgili olmaya kadar gitmişti. O derece imkansız ve tuhaf geliyor. Ya da bazen diyorum "Evlenmeyi düşündüren insan da tamam, cidden bu saçmalıklarla uğraşacak mıyız? Düğünü kendi içimizde ve birbirimize bakarken yaşarsak yetmez mi? Allahım umarım güzel akıllı, sade ve öz düşünceli ve de öyle yaşayan birisi olur." Böyle olaylar aslında çok özelken kalabalıkla sıradanlaşıyor, bilmiyorum ben hâlâ zorundalık dışındaki kalabalıklara alışıklık gösteremiyorum. Ama yakınlarımdan birisi evlendiğinde onun tatlı heyecanına ortak olmayı da çok isterim o ayrı. Az ve öz anlayışına sahip olarak çekirdek aile ve en sevilen başka yakınlar olarak sınırlandırırdım. Çünkü olayın öznesi benim ve sadece sevdiklerimin olması yeterli. Ki günümüzde çoğu davetiye ayıp olmasın diye geliyor hissi de veriyor bazen; Onlar da ayıp olmasın diye gidiyor. Öyle bir kısır döngü. (: Güzellik merkezlerinde çalıştığımda gelini hazırlamak çok zaman alıyordu ki önceki hazırlıklar? Bana hiç samimi ve doğal gelmiyor. Heyecana bir şey dememem ama hem vakit kaybına hem de o kadar boş uğraşmaya derim. Bu arada işe girmeyi değil, işten
Duygu ve Düşünce
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Sınır sınırsızlığı hapseder lakin sınırsızlık kendini özgür hisseder...
Alıntı
Tıpkı kibir karşısında edilgen bir teslimiyet göstermenin erdem olmadığı gibi, gaslighting olarak adlandırılan psikolojik manipülasyon karşısında da kişinin gerçeklik algısını ve sınırlarını koruması gerekir. Ancak bu, manipülasyona manipülasyonla karşılık vermek anlamına gelmez. Daha sağlıklı olan; kişinin öz saygısını muhafaza ederek, çarpıtılan gerçekliği kararlılıkla yeniden ortaya koyması ve gerektiğinde mesafe koyabilmesidir. Psikolojik olgunluk, saldırganlıkla değil; hakikate sadakatle kendini gösterir. Kibir karşısında vakar, manipülasyon karşısında ise gerçeklik bilinci ve sınır koyma becerisi, ruhsal bütünlüğün temel unsurlarıdır.
İnsanın romantik tasdikine veya duygusal teyidine ontolojik bir ihtiyaç duymuyorum. Modernitenin hız kültürü içerisinde, kişilerarası ilişkilerin önemli bir kısmı duygusal bağımlılık, onay arayışı ve karşılıklı psikolojik yatırım üzerinden şekillenmektedir. Oysa benim için anlamın temel referansı, beşerî arzuların değişken psikodinamiğinden ziyade Kur'an-ı Kerim'in aşkın hakikat iddiası ve aklın muhakeme yetisidir. Sevgiyi, başka insanların geçici yönelimlerinde değil; Allah'ın mutlak rahmetinde ve peygamberlerin ahlaki örnekliğinde temellendiriyorum. Bu nedenle bireylerden gelen ilgi, beğeni veya romantik yakınlık tekliflerini varoluşsal bir gereklilik olarak değerlendirmiyorum. İnsan sevgisi kıymetlidir; ancak ontolojik bir zorunluluk değildir. Bir bireyin açık biçimde istemediği bir ilişkiyi sürdürmeye çalışmak, psikoloji literatüründe sınır ihlali, ısrarcı davranış örüntüsü veya obsesif eğilimler bağlamında değerlendirilebilecek bir tutumdur. Bir kişinin reddini kabullenemeyerek sürekli iltifat, duygusal baskı, manipülatif söylem ya da hakaret üretmek; sağlıklı bağlanma mekanizmalarından çok, benlik düzenleme güçlüklerine işaret edebilir. Elbette herhangi bir klinik tanı ancak uzman değerlendirmesiyle konulabilir; ancak davranışın kendisi yine de sorunlu olabilir. Her insanın çocukluk yaşantısı, bağlanma örüntüleri ve gelişimsel travmaları bulunabilir. Bununla birlikte yetişkinlik, kişinin kendi ruhsal yükümlülüklerini üstlenme evresidir. Bir başkasını terapist, kurtarıcı veya duygusal rehabilitasyon nesnesi hâline getirmek etik değildir. Psikolojik destek ihtiyacı bulunan bireylerin başvurması gereken yer; kişilerarası baskı mekanizmaları değil, profesyonel ruh sağlığı hizmetleridir. Özgür birey, başkalarının onayına bağımlı olmayan; sınır koyabilen,
"Aile de dâhil olmak üzere birçok insan, kişiyi statüden, maddi imkânlardan ve çeşitli ayrıcalıklardan tamamen bağımsız olarak; yalnızca kültürel ve ahlaki değerlere bağlı biçimde sevmekte zorlanabilir. Diyelim ki sevdi; insan, ruhsal metamorfoz yaşayabilen dinamik bir ontolojidir ve bu nedenle güven meselesi her zaman önem taşır. Numaralar edinmek, sözde saflık kisvesi altında ajitatif manipülasyonlara başvurmak, laf kalabalığı yapmak ve dedikodu üretmek yerine; eğer takıntılı ve patolojik düzeyde bir sorunu olan bir kişi yaşamınıza dâhil olmaya çalışıyorsa, onun profesyonel psikolojik destek almasını teşvik etmek ve gerektiğinde hukuki yollarla kişisel sınırlarınızı korumak daha sağlıklı ve sorumlu bir yaklaşımdır. Hiçbir birey, başkasının duygusal takıntılarının veya manipülatif beklentilerinin yükünü taşımak zorunda değildir. Saygı, özgürlük ve sınır bilinci, sağlıklı insan ilişkilerinin temelidir."