Kapıları yıllardır kimseye açılmamış, yüksek duvarlı bir bahçeye bakar gibi geldin. Demir parmaklıkların ardından zar zor seçilen o yabani gülleri, dışarı sızan kokuyu, içerideki o dokunulmamış ıssızlığı sevdin. Sınırda durup o gizemi izlemek, sana ait olmayan bir güzelliğin seyircisi olmak çok hoşuna gitti. Ama o ağır demir kapıyı aralayıp içeri adım atmadın hiç. İçerideki ayrık otlarını temizlemeye, çatlamış toprağı kendi ellerinle kazımaya ya da o yabani güllerin dikenlerinin parmaklarını kanatmasına asla izin vermedin. Oysa kıymet bilmek, sadece dışarıdan izlenen bir manzaraya hayran kalmak, vitrindeki bir eşyayı arzulamak değildir. Kıymet bilmek; o bahçenin çamuruna bulanmayı göze almak, kuruyan dalları şefkatle budamak ve fırtına koptuğunda o çiçeklerin üzerine kendi göğsünü siper edebilmektir. Sen, dikenlerinin batmasından korktuğun bir bahçenin güllerini yakana takmak istedin sadece. Çamuruna, tozuna dokunmaya cesaret edemediğin bir toprağın, sana durmadan ve kusursuzca çiçek açmasını bekledin. Oysa bir şeyin sadece sana sunduğu güzelliğe, sana hissettirdiği o anlık kibre aşık olmak, ona değer vermek demek değildir. Emek vermediğin, fırtınasında yanında durmadığın ve yarasına dokunmaktan imtina ettiğin hiçbir bahçe, sana ait kalamaz. Kendi ellerini kirletmekten bu kadar korkarken, solan yapraklar için sitem etmeye hakkın yok.
Hayata Dair
Sınırda kişilik bozukluğu hastaları gerçek ve psikoz arasında bir sınırda yaşarlar, artık olabileceklerle gerçekten olanlar arasındaki farkı ayırt edemezler.
Psikoloji
Reklam
Aşırı sağcı Ben-Gvir’in "Trump’ın anlaşması bizi bağlamaz, İsrail ABD’nin bir sömürgesi değil" cümlesi ile Netanyahu’nun "Güvenlik şeridinden çekilmeyeceğiz" inadı, sadece bir askeri strateji değil; İsrail sağının siyasal ve sınıfsal hayatta kalma refleksidir. Beka Stratejisi: Netanyahu ve onun radikal ortakları (Ben-Gvir, Smotrich), içerideki iktidarlarını ve yargı karşısındaki dokunulmazlıklarını ancak ve ancak kesintisiz bir savaş statüsüyle koruyabiliyorlar. Trump ve Pezeşkiyan’ın Lübnan dahil tüm cephelerde ateşi kalıcı olarak kesmesi, Netanyahu hükümetinin içerideki meşruiyet zeminini bir gecede havaya uçurur. Bu yüzden Trump’a telefonda "Saldırılara devam edeceğiz" diyerek, bizzat ABD başkanının "büyük zafer" imajını sahada sabote etme riskini bile göze alıyorlar. Bu durum, küresel sermaye ile bölgesel militarizm arasındaki o organik bağın nasıl çatırladığını gösteriyor. ABD'nin (Trump'ın) Derdi: Petrolün akması, borsanın rekor kırması ("Motorlarınızı çalıştırın" tweet'i) ve finans kapitalin küresel risk primini düşürmek. Trump için Ortadoğu dosyası kapandı, Versay'da imzalar atıldı, bilanço temizlendi. İsrail'in Derdi: Bölgesel bir devlet olarak, yanı başındaki Hizbullah ve İran gerçeğiyle Amerikan koruması olmadan baş başa kalmak. Netanyahu çok iyi biliyor ki, ABD bölgeden elini eteğini çektiği an, İsrail’in Lübnan’ın güneyinde tek başına bir işgali sürdürmesinin askeri ve ekonomik maliyeti uzun vadede katlanılamaz olacaktır. Bu yüzden "Mücadele bitmedi" diyerek, Washington'ı yeniden sahaya çekmeye, o çözülen zinciri zorla geri bağlamaya çalışıyor. Normal şartlarda yarın (19 Haziran) İsviçre’de bir imza töreni daha bekleniyordu ancak bugünkü Versay ve Tahran imzalarından sonra o masanın akıbetinin belirsizleşmesi, İsrail'in yarattığı bu diplomatik
1000Kitap
Hindistan'ın geleneksel olarak tüm enerjisini ve taktiksel kapasitesini Pakistan odaklı (terörle mücadele, sınır sızmaları) geliştirmesi, kuzeydeki devasa Çin (Sino) tehdidini ikinci plana itti. Galwan Vadisi (2020) ve Doklam (2017) krizleri, Hindistan'a şu acı gerçeği gösterdi: Çin ile mücadele sadece sınırda devriye atmakla değil; dil bariyerini aşmak, siber alanda üstünlük kurmak ve Çin'in opak (kapalı) karar alma mekanizmalarına sızabilmekle mümkündür. Hindistan, 2020'de Genelkurmay Başkanlığı (CDS) makamını kurarak askeri entegrasyonda bir adım attı; ancak istihbarat reformu (yasal zemin, sivil denetim ve operasyonel modernizasyon) gerçekleşmeden bu "sert ve kararlı duruş" bir söylemden ibaret kalmaya mahkumdur. "Gölgelerdeki adsız kahramanlar" ne kadar fedakâr olursa olsun, arkalarında güçlü bir kurumsal sistem olmadığında faturayı yine cephedeki asker ve sokaktaki vatandaş ödemektedir.
Tarih
MEVLÂNÂ’DA AKIL-AŞK İLİŞKİSİ Tasavvufî düşüncede şüphesiz en çok tartışılan konulardan biri de akıl ve aşk ilişkisidir. İslam tasavvufunda aklın hakikati tecrübe etmede yetersiz kaldığı her halükarda vurgulanmaktadır. Mevlâna’da aşk her şeyden önce akla karşılık gelen bir yeti görünümündedir. İlahi aşkı en derin anlamda tecrübe eden, bu tecrübenin tecellileri karşısında aşk sarhoşluğuyla kendinden geçen Mevlânâ öteleri kavramanın ve bu alanda birtakım feyizler alabilmenin tek yolunun aşk olduğunu savunur. Onun, akıl-aşk ilişkisinde tercihini aşktan yana yaptığını görmekteyiz. O duygu ile iradeyi ön planda tutar, aşk ile fikrin, iman ile aklın terkibini savunur. Ancak buna bakılarak Mevlâna’nın aşk adına aklı inkâr eden bir sûfi olduğunu söylemek yanlış olur. Mevlâna bu noktada akıl ile aşk terkibini, bu ikisinin kucaklaşmasını önermektedir. Mevlânâ gerçek âlemde Allah’a ulaşmak için çok farklı bir yol olduğunu söylese de öncelikle aşka, ardından da bilgiye ve hakiki akla vurgu yapar. Allah’ın insanoğluna en büyük lütfu şüphesiz akıldır, fakat akla anlayışı, hoş geçimi, hoşgörüyü, sabrı, hilmi, birliği-beraberlik düşüncesini ihsan eden sevgidir, aşktır. İnsanoğlu, bezm-i ezelde, herhalde özündeki bu aşktan ötürü olacak, bütün ilâhî teklifleri teslimiyetle kabul etmiştir. O deme erişen, o makamda Allah velisi olan kişide de, insandaki candan, akıldan başka ve ayrı bir can ve akıl vardır. Akıl pervane, sevgili de mum gibidir. O, hiçbir akla sığmaz, hiçbir akılla anlaşılmaz. Akıl yüzlerce mühim işe dağılmış binlerce isteğe, mala mülke bölünmüş! Bu cüzleri aşkla bir araya toplamak gerek ki Semerkant ve Dımışk gibi hoş bir hale gelesin. Q Şu aklın yettiği şeylerden başka akıl edilecek şeyler var; onları parlak değerli aşkla bulabilirsin ancak. Allah senin şu aklından
"Duyguların birbirini ağırladığı o ince sınırda dur; zira her his, kendinden bir sonrakini doğururken, senin sessizliğin bu döngünün tek tanığıdır."
Reklam
Reklam