“Bu dünyada yoldaşlarım, parasını ödeyen günah özgürce seyahat edebilir hem de pasaportu bile olmadan; öte yandan erdem şayet fakirse her sınırda durdurulur.”
Devlet savaş açmış. Düşman sınırda şehitlerimizin kemiklerini, topraklarım çiğnemeye çalışıyor. Nasıl olur!
Düşmanın silahı vatana çevrilsin de karşısında önce benim göğsümü bulmasın? Nasıl olur! Vatan tehlikede olsun da ben evimde rahat oturayım! Nasıl olur! Devlet yerinden oynasın da ben mıhlanmış gibi burada kalayım! Nasıl olur! Bugün vatan sevgisi her şeyden kutsal olsun da ben yalnız senin aşkınla uğraşayım? Nasıl olur!
Dünyada her şeyin ilerlediğini bilirken ben niçin babamdan, atalarımdan geri kalayım? Vatan! Vatan!.. Vatan tehlikede diyorum! işitmiyor musun?
Beni Allah yarattı, vatan büyüttü. Allah besliyor, vatan için besliyor! Ben doğduğum zaman açtım. Vatan karnımı doyurdu. Çıplaktım, vatan sayesinde giyindim. Vatanımın nimeti kemiklerimde duruyor. Vücudum vatanın toprağından, nefesim vatanın havasından... Ben şimdi vatan için ölmeyeceksem, niçin doğdum? Ben adam değil miyim? Görevim yok mu? .. Vatanımı sevmeyeyim mi?
Ah, vatanını sevmeyen adamdan nasıl aşk beklersin?
Çin'in Yunnan ve Siçuan eyaletleri arasındaki sınırda yer alan Lugu Gölü'nü çevreleyen dağlarda, kurdukları aile sistemiyle gezginleri ve akademisyenleri yüzyıllardır şaşkınlığa uğratan 56 bin kişi yaşar... Cinayet, savaş ve tecavüz kelimelerinin, dillerinde hiçbir karşılığı yoktur. Mosuoların sakin, saygılı, huzurlu varoluşlarının yanında, sonsuz bir cinsel özgürlük ve hem kadın hem erkek için özerklik söz konusu dur. 1265'te Marco Polo Mosuoların yaşadığı bölgeden geçerken, uluorta cinsellikleriyle ilgili şunları yazmıştır: 'Bir yabancının ya da herhangi bir erkeğin kendi karıları, kızları, kız kardeşleri veya evdeki diğer kadınlarla ilişkiye girmesini münasebetsiz bulmuyorlar. Aksine bunun faydalı olduğuna, böylece tanrılarının ve putlarının kendilerinden yana olup cömertçe hediyeler vereceklerine inanıyorlar.' Polo göz kırpıp dirsek atarak devam ediyor: 'Bir yabancı çok kereler zavallı bir ahmağın karısıyla üç veya dört gece geçiriyor.' Maço bir İtalyan olan Polo, durumu tamamen yanlış okumuştu.
Hepsi geçici bir heves. Kısa bir süre sonra sebepsiz yere nefret edeceklerini ölçüsüzce seviyorlar.
-Thomas Sydenham, günümüzün SKB hastalığının muadili “ histeri” konusunda uzman bir 17. yy İngiliz doktoru.
İstikrarsız ilişkiler, romantik ilişkilerin son derece hararetli ve genellikle kısa süreli olduğu ergenlik ve yetişkinlik çağına uzanır. Borderline birey, bir gün partnerinin çılgınca peşinde koşuyorken ertesi gün onu sepetleyebilir. Daha uzun süreli -genellikle yıllardan ziyade haftalar ve aylarla ölçülen- ilişkiler, genellikle öfke, merak ve heyecan çalkantılarla doludur. Bu, çocukluk döneminde aşırı duyarlılığı ve mesafe koyma tercihini gösteren araştırma sonucuyla ilgili olabilir.