Neredeydi bu ben, bu öz, bu en son nesne? Et değil bu, kemik değildi, düşünme değil, bilinç değildi. Brahmanları, kutsal kitapları, törenlerde söylenen ilahileri her şeyi biliyorlardı; babası, öğretmenleri, rahipleri.. Peki ama bir şeyi, o biricik şeyi, o en önemli, o tek önemli şeyi bilmedikten sonra neye yarardı bu?