''Öğleden sonra okul bitince,son çocuk da pis küçük burnunu çeke çeke gidince,eve yollanacağım yerde tepeden aşağıya pınara iner,orada yalnız başıma,sessiz kalırdım onlardan tiksinmeye.Sessiz olurdu o zaman orası,su pıtırdayarak akar gider,güneş sessizce ağaçlar arasında eğilir,ıslak,çürüyen yaprakların,yepyeni toprağın sessiz kokusu;daha çok ilkbahar başlarında,çünkü en kötü o zaman olurdu.Babamın;
''İnsanlar uzun zaman ölü kalabilmeye hazırlanmak için yaşarlar.''dediği aklıma gelirdi.''
Çok içten..Taa içten hikayeler...Yaşlı teyzeler,mahalle ar
ası sohbetler. Herşeyden özce var. Çok yalın hissettim bugünü..Mevsimlerin kokularını kaybetmedikleri zamanlardan..
Dönemin niceliği gözönüne alınmış mı?Hiç sanmıyorum,realist bir yergi mi? onuda hiç sanmıyorum.Bahsettiğimiz adam bir Gorbaçov değil bir Mao Zedong da değil,Stalin'den bahsederken de bu kadar ağır taşlamalara gerek yok bence.Propagandalara engel olmasaydı,nazistlerin kökünü kazımasaydı neler olurdu diye bir durup düşünülmeli.Velhasıl beni 1984 kadar etkilemedi.