''Aslında ben kurbanım!'' diyen bir fail
Puan vermedi·304 syf.··
2025 12. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 30 Haziran 2025 20:43
Ana karakterimiz June ( doğru ifade mi bilemedim; çünkü bu inanılmaz bir hikaye. Ama onun hikayesi değil :) 'nun iç dünyası, başta kendini dışlanmış, gölgede kalmış bir mağdur olarak inşa ediliyor. June yetenekli olduğunu düşünüp, arkadaşı Athena Liu kadar 'farklı' bir kimliği olmadığı için sektörde değer göremediğini ve haksızlığa uğradına düşünen bir yazar. Athena'nın ölümüyle birlikte eline geçirdiği roman taslağını sahiplenmek, onun bu mağduriyet duygusunu hak iddiasına çeviriyor. Bu roman taslağını Athena'nın yazmış olması, June'u aynı zamanda suç ortağına da çeviriyor fikrimce. Sonuçta Athena'yı vampir olmakla suçluyor bir yerde kendisi. Çevresindeki insanların acısını emip, dışarı çıkarmalarını sağlayarak; sonrasında bunu 'kendisinin' yazdığını iddia eden bir vampir. Yazar kitabında devingen (yaa bu kelimeyi ilk kullanışım ) bir iç çelişki yaratıyor. Çünkü June tekrar tekrar kendini aklayıp, gerçekleri yeniden yazıyor. Her suçlayış 'beni kimse anlamıyor, bu şöhreti ben hakettim' diyen mağduru ve sonrasında çalmanın rahatlığına kapılan suçluyu doğuruyor. Çünkü her tehditte ''aslında ben kurbanım' noktasına dönüp vicdan azabını geçici olarak bastırabiliyor. Mağduriyetten suçluluğa, oradan tekrar mağduriyet pozisyona kayan bir iç yolculuk sirküle oluyor ve June'un iç sesi her seferinde daha ikna edici bir manipülatöre dönüşüyor. Kitabın en sevdiğim özelliği tamamen kötü ya da iyi; haklı ya da haksız karakterlerin olmayışı. Herkes kendi adına konuşurken, kendi idealleri için doğru olanı, kabul görebilecek bir motivasyonla yaptığını bir şekilde okura geçirebiliyor. Yazar o kadar empati yeteneği yüksek biri ki -muhtemelen- her karakter için ayrı motivasyonlara o kadar inanabilmiş ki bunu okur olarak bana çok iyi geçirebildi. Kitapta ilk bahsi geçtiğinde fetişist
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,3bin okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2019 49. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2019 19:40
"Jack Raymond" romanı ismini daha çok ünlü "Ovod" eseri ile tanıdığımız, etkilendiğimiz roman yazarı ve müziği derinden seven Etel Villian Voyniçin ikinci romanıdır. Eseri okuduğumuzda yazarın çocukluk hatıralarının da, hiss etdiği duyguların da sarsıtıcı birleşimini hiss etmemiz mümkündür. Romanın kahramanları hakkında bütünlükle bir bilgi verip, onların bütün "kişilik"lerini, inceliklerini tamamen söylemek mümkün değil diye düşünüyorum. Çünkü eser ilerledikçe (kahramanlarımız büyüdükçe) bir takım değişimler ve büyümenin ortaya koyduğu olgunluk ve düşüncelerin daha derin olması söz konusu. Ama tamamen bir bakış bucağı kurarak incelediğimizi farz edersek, bunları söyleye biliriz: Jack Raymond - uslu olmayan çocukluğu ile diğer arkadaşlarından farklı olan (farklı olmasında önemli olan nokta uslu olmaması değil, bunu nasıl ve ne kadar yapması), insanların yerine mazlum hayvanlara daha çok acıyan ve onlara daha çok sevgi veren, aynı zamanda kindar ve iyi birisi (zaten bazılarımız ne kadar inkar etse de, her birimiz kindar değil miyiz?) ; Molli - Jack'in kız kardeşi, mihriban, aynı zamanda da soğuk, her şeye "evet" diyerek kendi boşluğunu boğmağa çalışan biri; Vikari Raymond - Molli ve Jack'in amcası, Jack'in "ölesiye düşmanı" , kindar, ırzına zarar gelmesin diye her şeyi yapabilecek bir insan, güzel şeyler yaptığında bile bunun karşılığında bir şey istemeyi düşünen , bir tarafdan kötü, bir tarafdan da kendini hırpaladığı için iyi sayılacak birisi. (Diğer karakterlerin hakkında bir şey söylemek bana spoiler vereceğim gibi hiss etdirdiği için onların üzerini geçmek istiyorum.Ancak incelemede adlarını söylemek zorunda kalacağımdan eminim.) Bazen etrafımızda şahit olduğumuz, her gün gördüğümüz olaylar, duygular, aslında gerçekten de şekil aldığı ve düşünüldüğü gibi
Edebiyat
Cek ReymondEthel Lilian Voynich · Qanun Nəşriyyatı · 201792 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2019 1. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2019 18:55
Türkçeyi oylum oylum işleyip gözden kaçırdığımız kelime ve deyimleri satırlarına taşıyan bu roman, evvela okuyucunun ağzında müthiş bir dil tazeliği bırakıyor. Roman dedim; ama bu kitap bir novella bile sayılmaz. Modern, postmodern romanın kalıplarına bile uymayan yapısı var. Bir deneme üstadının romanı olduğu çok belli. Ama bu da özgün bir üslup oluşturmuş. Bu sebeplerle bitsin istemedim kitap. Neyse ki "Bay Birsel" de yazarken bitirsin istememiş anlattıklarını. Üç yerde final yapması gerekirken lafa devam etmiş. Yine de bitirmeye kalemi el vermemiş. Ne mutlu! Kitabın son sayfalarında sağlam tokatlar yiyoruz Kral Siraküze'nin kulları olarak. Filmini izlemek bu şairane üslubu bozmak olur mu bilmiyorum; ama son yıllarda çekilmiş ve henüz izlemediğim bir filmi de var kitabın.
Edebiyat
Dört Köşeli ÜçgenSalâh Birsel · Sel Yayıncılık · 2019690 okunma