1 günlük Bursa gezisinden sonra geriye kalan birkaç fotoğraf, yolda giderken yazdığım şiirler, gördüğüm ovalar, bulutlar, dağın yamaçlarına çöken sisler, hiç tanımadığım yüzler, Uludağ'ın yüksekliğini hesaplamaya çalışmam ve Mudanya'da Ali kaptanın yaşadığı eve benzeyen birkaç ahşap konak, belli köşelerde gitarını, sazını, akordiyonunu alıp şarkı söyleyen yaşı geçgin olsa da içinde hâlâ umutları olan insanlar. Her yerde balıkçılar, pansiyonlarını kafe ve otel olarak kullanananlar, Kalomi ve Cumhuriyet galerisi en çok hoşuma giden yerlerdi. Ulu Camii kalabalık, kapalı çarşısı daha da kalabalık, her yerde bizi durduran esnaf sahipleri. Ne kadar yemek yemek istemediğimizi söylesek bile her köşede dolanıp kolunuzdan tutup restoranlarına davet eden iskenderciler. Cumalıkızık'ın dar, taş ve ıslak yolları, yeni pişmiş ekmek kokuları, ağaç yapraklarının üstüne düşmüş damlalar ve çam kokusu, en çokta hoşuma giden evlerin bahçesi, renk renk boyanmış taşlar, bana biraz Şirince'yi hatırlattı. Mudanya sahilde sokak fotografçısının fotoğrafımı çekmesi.. bunların hepsi. Şimdi hatıra olarak kaldı hem bu yazı hem de diğerleri.🫐 10/10/25