birkitabimbirkahvem, Zülal'ı inceledi.
10 saat önce · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · Puan vermedi

Tokat'a üniversite için gitmiş bir öğrenci olan Uğur'un ilk aşkını okuyoruz kitapta. Adından da anlaşıldığı gibi kızımız Zülal. Zülal'i ilk gördüğünde aşık olan Uğur, aşkından şiirler yazmaya başlıyor. Bu şiirleri sosyal medya hesabında yayınlarak karşılık alamadığı kıza ulaşmaya çalışıyor. Zülal'e olan aşkını bütün fakülte biliyor hatta diğer kızlar bu şiirlerin yazıldığı kızı merak edip Zülal'i görmeye falan gidiyorlar. Bütün bunlara rağmen Zülal yine Uğur'a karşılık vermiyor. Kitabın sonuna doğru karşılık vermemesinin sebebini öğreniyoruz.
Öncelikle kitabı okurken üniversite yıllarımı yeniden yaşadım, özellikle o minibüs bölümlerinde... Başka bir konu ise aslen Tokatlı olarak kitabı okurken memleketimden bir şeyler bulmak beni mutlu etti.
Kitap aralarına serpiştirilmiş şiirler ise kitabın kalbiydi benim için.  Hepsi çok hoş, çok içten yazılmıştı.
Üniversite bittikten sonra Şırnak'ta öğretmenlik yapmaya başlayan Uğur, sevdiceği Zülal'e hiç göndermeyeceği mektuplar yazıyor. O mektuplar beni çok hüzünlendirdi. Uğur'un çaresizliğini yüreğimde hissettim. Kitabı okumaya ilk başladığımda çok sıradan, herkesin yaşadığı şeyler demiştim ancak kitabı bitirmeye yakın farkettim ki Uğur'un o saf ve temiz duyguları beni çok etkilemiş. Kitabın kapağını çok hüzünlü bir şekilde kapattım. Gerçek, karşılıksız, saf bir aşk hikayesi okumak isteyen herkese gönül rahatlığıyla tavsiye edebileceğim bir kitap Zülal. Emeğinize sağlık. @yunus34erdem

Ercan İntaş - Ben Deliyim
https://youtu.be/YqlAcdBphFs

Ben deliyim… 

Yorgun ve yalnızım kaldırımlara misafirim…
Gecenin gözleri üzerimde.
Denizin ortasında küçük bir
adayım, yüzme bilmem… 

Yüreğimi bir yere bırakmışım, 
bıraktığım yerden çok uzaklardayım. 
Kapıları kapatmışım üstüme,
sürgüleri beynime çekmişim.

Hey… Hey sana diyorum!
Sabreden derviş! 
Bir koç'um ben,
Bana da sabretmeyi öğretsene?

Ben deliyim, ama çok şey bilirim. 
Renkler ve zevkler hiçbir şey ifade etmez bana…
Sonların başladığı yerden, 
Başlangıçların son bulduğu yere gidiyorum.
Kara bir tren gibiyim yani, bir istasyondan bir
istasyona, hep aynı raylar üzerindeyim…

Ben deliyim… 
Yağmurun yağması benim için romantik değildir,
ben kurşun yağmurlarını bilirim. 
Benim güneşim batmaz,
dünyam dönmez, 
Ay'ım hep mehtap halindedir,
Rüzgârlarım doğudan eser…
Kadehime doldurduğum hüzünle sarhoş olurum,
Mezem ise bir dilim umut…
Ezbere bilirim yaşamayı, 
Yaşarken savaşmayı…

Ben deliyim… 
Benim mevsimim değişmez sadece bahardır,
Kuşlardan sadece güvercini bilirim, 
Yüreğim kanatlarıyla beraber çarpar.
İnsanlardan yalnız çocukları severim, 
Onları da büyüyünceye kadar..

Ben deliyim… 
Bir çift göze, bir güler yüze taparım…
Bulmacaya benzerim..


Bağıra bağıra şarkılar söylerim, 
Sessiz sessiz şiirler yazarım. 
Bilmediğim yerlerin,
Tanımadığım kişilerin resimlerini çizerim…

Ben deliyim… 
Kendimle sohbet eder,
Kendi kendime gülerim.
Telefon kulübeleriyle kavga ederim.
Asfaltın siyahında kaybolup,
Düşüncelere dalarım.
Çıkmaz sokaklarda kendimi ararım,
Bir de güzel hayaller kurarım…

Hayal kurmayı çok severim,
Sonra hayallerimle beraber suya düşerim. 
Suya düştü der, hayıflanırım..

Ben deliyim… 
Çayım sekiz şekerlidir,
Sigara üstüne sigara yakarım.
Parayı sevmem ama para için çalışırım.
Çalışırken annemi düşünürüm ağlarım..
Alnımın teri gözyaşlarıma karışır…
Babamın otobüsüyle geçmişe yolculuk yaparım…
Babamı özlerim…

Ananemin masallarıyla ,
Annemin radyodan ezberlediği 
Türk sanat müziği şarkılarını hiç bıkmadan defalarca dinlerim..
Dört yaşında aşık olduğumu,
Ablamla vardiyalı kullandığımız çadır bezinden çantayla okula başladığımı görürüm..

Sonra babamın 
Başımı hiç dayamadığım omuzlarında uykuya dalarım.. 
Rüyalar görürüm uyandığımda hiçbirini hatırlayamadığım…

Ben deliyim…
Güzel bir yaşam benim için anlam taşımaz,
Ben köyleri ve yürekleri yakılmış insanlar görürüm.
Kimsenin düşmanı değilim kimseye dost olmadım..

Ben yabancıyım bana..
Söyleyemediğim düşüncelerim vardır..
her akşam ayrı bir meydanda 
Atatürk heykelinin karşısında,
Olmayan aklımı darağacına asar, ipini çekerim….

Ben deliyim..
Ben buralara ait değilim.
Dağları sırt sırta vermiş bir ülkem,
Surlarla çevrili bir şehrim,
On ikiden sonra volta attığım caddelerim
Kızıl sakallı bir dayım bir de kara saçlı yarim var benim..

Ben deliyim…
Çizilmiş sınırları reddetmişim.
Ben Hakkaride düşen çığ,
Şırnak'ta kömür yatağıyım,
Eskişehir'de tabut hücre 
Nevşehir'de pari bacalarıyım..

Maraş'ta katliam 
Marmaris'te orman yangınıyım.
Tunceli'de ozanların sazı 
Erzurum yaylasında çoban kavalıyım 
Diyarbakırlı yedi kardeş burcu 
Akhisar'daki o zeytin ağacıyım,
Şekerini yediğin…

Almanya'da yıkılmış bir duvar 
Amerika'da bağımsızlık heykeliyim 
Fransa'da yıllanmış bir şarap 
İngiltere'de özgürlük meydanıyım 
Somali'de aç bir çocuk 
Hollanda'da bir gram kokainim, 
Irak'ta mülteci kampı 
İran'da rejim muhalifi bir demokratım,


Alnımdaki üç renkli bayrağı göğsümün kafesinde 
özgürlük türküsü öten yaralı kuşla dalgalandırırım.. 
Ölüm kurşun olup yağar üstüme, 
binlerce kez öldürülmüş ama ölmemişim.
ben sıratın cambazı,
doğal bir felaket,
Sosyal bir belayım..

Ben deliyim.
Duygularım hep sansüre uğramış,
Bir fahişenin hayatı gibi yalancıdır gözyaşlarım…

İplerim inceldiği yerden koptu kopacak
Ve ufacık bir bakış boğazımı düğümlendiririr.
Kimi özlediğimi bilmeden hasretin en yoğun halini yaşarım.
Ahh içimden dağıtmak gelir,
dağıtamam ya, 
Kendimi dağıtırım.

Gözlerimin kahverengisi gitgide koyulaşır,
insanlarınki kankırmızılaşır.
Bakamam kimsenin yüzüne, 
sevgiye muhtaç bir yavruya dönerim
Kalbim titrer..

Ben deliyim..
Susturucu takılmış bir silah,
Saati durmuş bir bombayım..
Haykırırım ama duyuramam sesimi…

Yine de sardığım tütünde, 
Yaktığım cigarada bulurum
Mutluluğu…
Sonra yine hatırıma gelir,
Yahu ben sigara içmem ki!?
Dumanı şehrimin üstüne iner efkarım ağlamamaya yemin etmiş gözlerim,

Ben deliyim..
Unutulmuş bir hatıra 
Sonu dramla biten üç bölümlük bir komedi dizisiyim
Çorbama kinimi doğrar,
öfkemi kaşıklarım.
Zehir kokan bir gül biter dudaklarımın arasından,
Başımı göğe kaldırırıp bakışlarımı çivileyip gökyüzüne seni seyrederim,
Sonra bir bidon gök kuşağı döküp üstüne yakarım seni 
Külünle birlikte zamana savrulurum.

Ben deliyim…
Zülfüm her gece ihanetler rıhtımında ciğerinin üzerinde sevdasını kurşuna dizer..
Geceyi ikiye bölerim bir parçasına gece yarısı derim
Öbür parçasına yürek yarısı..
Şafaktansa bir parça aydınlık koparıp ekmeğime sürer.
Üstüne demli bir kuş cıvıltısı içerim..
Sonra hayatın adını yalan koyarım…
Ben yüreklerde ünlem,
Kafalarda soru işaretiyim.

Ben deliyim…
Bağrı taşlarla dolu bir toprak parçasıyım.
Bir uçtan bir uca kurumuşum.
Karınca yuvaları ve ayak izleriyle süslüdür tenim…

Kar yağar üşür, 
güneş vurur kavrulurum.
Kimisi tükürür, kimisi öper;
Tükürene mezar, öpene lalezâr olurum..
Ben nehirlerin yatağı,
Dağların mekanı,
Şeytanın babasıyım..

Ben deliyim…
Mutluluğu uzaktan seyrederken,
cebimde küçük umutlar biriktiririm, 
gözlerimin kapının eşiğine 
Duvardaki fotoğraflara takıldığı saatlerde 
Kendimi param parça olmuşluğun,
tükenmişliğin koynunda bulurum. 
İşte o zaman hayat acı kahve tadı verir, 
Hep içime atarım,
Amma!
Kendimi içine atacak yer bulamam.
Anlamayana az gelirim,
anlayana çok…

Ne yarınlar bir şey bekler benden,
Ne de ben bir şey beklerim yarınlardan

Mustafa Büyüksoy, Hakkari'de Bir Mevsim'i inceledi.
 11 May 00:33 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Hakkari'de Bir Mevsim'i 2015 güzünde ilk atama yerim olan Şırnak'ta Silopi ilçesinde okudum. O yüzden bu kitap o zorlu günlerde benim için Şırnak'ta bir mevsim olarak sayılabilir. Hiç gitmediğimiz, çoğu zaman önyargılarla yaklaştığımız bir coğrafyayı, bu coğrafyada yaşanan yoklukları, bu coğrafyanın her şeye rağmen yaşama bir yerden tutunmaya çalışan çocuklarını anlatıyor Ferit Edgü.

Yapayalnız kaldığı gecelerde varoluşuna bir anlam verme mücadelesi içinde görüyoruz Edgü'yü. Bir yandan varoluş mücadelesi, bir yandan öğretmen olarak geldiği bu sert iklimli, etrafı karlarla örtülü, neredeyse dünyadan kopuk dağ köyüne bir ad bulma çabası. Belki de bu yüzden Kafkaesk bir yoğunluk veriyor okurken.

Hakkari'de Bir Mevsim haberler, istatistikler, patlamalar, olaylar dışında bizim başka bir Hakkari'miz olduğunu hatırlamak isteyenler için okunması elzem bir eser.

Lütfen duyarsız kalmayalım
Merhaba arkadaşlar. Şırnak'ta bir Süryani köyünde bazı nedenlerden dolayı okula gidemeyip, açıktan okuyan liseli kardeşlerimiz için kitap yardımı yapmak istiyoruz. Ders kitapları, okuma kitapları vs gönderme şansı olanlar bana ulaşabilirler. Şimdiden ilginiz için teşekkürler..

Şırnak ta çekim yapan kameramana Askerin yürek yakan sözü :"ÇEKME"!Anam beni erzurumda biliyor. .... (Allah yâr ve yardimlicaliri olsun )

Burak Öztürk, bir alıntı ekledi.
21 Mar 20:36 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Vatan nedir?
Gurbette bıraktıklarımızla ortak görülen bir Hüdavendigar rüyasıdır Kosova'da. Sivastopol'da atılan son balyemezin gümbürtüsü; Kafkaslar'da Şeyh Şamil'in son nefesidir yankılanan. Medine'de Fahreddin Paşa'nın son duası; Cezayir sahillerine vuran son dalganın köpüğü. Mütareke'de son kurşun, Şırnak'tan gelen son mektup. Kore'de bir şehadet şerbeti, Bağdat'ta bir yalel, Yemen'de bir yanık türküdür "vatan".

Dört Güzeller - Toprak, Su, Hava, Ateş, İskender Pala (Sayfa 65 - Kapı Yayınları)Dört Güzeller - Toprak, Su, Hava, Ateş, İskender Pala (Sayfa 65 - Kapı Yayınları)
Doğanay, bir alıntı ekledi.
15 Mar 23:49 · İnceledi · Beğendi

Geride Cizre, İleride Şırnak, solda Gabar, sağda Cudi. Doğrusu "sağlam" yerdeydik. Yıllardır adını silah sesleri ve akan kanla duyurmuş yerlerin tam ortasındaydık.

5. Tim - Güneş Doğsun İsteriz, Abdullah Ağar5. Tim - Güneş Doğsun İsteriz, Abdullah Ağar