Ömür yolunun çetin, amansız virajlarını dönerken, tam da bir bahar vaktinde vadiye çöken yoğun bir sis gibidir hayatla arama gerilen o meçhul perde. Ne vakit aralanacağını asla kestiremediğim bu muammanın arkasında, benden nelerin gizlendiğini düşünür dururum. Sisin ardında belirecek her yeni manzara, bu yorgun ruhuma bir ödül vaat edebilir mi gerçekten? Yoksa bu sisli azametin ve beraberinde getirdiği tüm meşakkatlerin ta kendisi midir hayat?
Belki sis, gerisinde bir sır sakladığı için değil; başlı başına varoluşun özünü barındırdığı için oradadır
-insanın dimağını bulandırıp muallakta bırakan, sersemleten ama esrarengiz bir ödül ihtimaliyle de kendine bağlayan nefes kesici, muazzam oyunun asıl sembolü olan o sis-
E.Ö.